Boşanma Davasında Kadının Hakları Nelerdir?

Boşanma Davasında Kadının Hakları Nelerdir?

Boşanma davasında kadının hakları, boşanma sürecindeki taraflar ve bilhassa kadınlarca merak konusudur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve aile hukuku düzenlemeleri çerçevesinde, boşanma davasında kadının haklarını ayrı başlıklarda incelemek ve açıklamak, konu bütünlüğünün sağlanması ve açıkça anlaşılması adına doğru bir yaklaşım olacaktır. Başlıklara geçmeden önce, boşanma davasında kadının haklarını şu şekilde sıralamak mümkün:

  • Tedbir nafakası hakkı (kadın için),
  • Tedbir nafakası hakkı (çocuk için),
  • Ayrı yaşama hakkı,
  • Velayet hakkı,
  • Çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkı,
  • Tazminat hakkı,
  • Yoksulluk nafakası hakkı,
  • Aile konutu şerhi konulmasını talep etme hakkı,
  • Ziynet eşyası alacağı hakkı,
  • Mal rejiminden doğan alacak ve haklar,
  • 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’dan kaynaklanan koruyucu tedbirlerin uygulanmasını talep etme hakkı,
  • İştirak nafakası hakkı,
  • Ücretsiz avukat isteminde bulunma hakkı,
  • Ortak konutun özgülenmesini talep etme hakkı,
  • Kendi eşyalarını talep etme hakkı,
  • Çocuğun teslim edilmesini talep etme hakkı,
  • Çocuğun tedbiren velayetini talep etme hakkı.

Boşanma davasında kadının hakları başlığı altında sıralanan haklardan öne çıkanlara ilişkin önemli hususları izah etmekte fayda var. Ayrı başlıklarda incelemeye geçmeden önce belirtmek gerekir ki; boşanma davasında kadının haklarının korunması için, aile hukuku ve TMK üzerine ihtisas sahibi bir avukat yardımı gerekir. Boşanma öncesi, sırası ve sonrasında hatalı veya ihmali bir işlem sebebiyle telafisi güç bir kayıp yaşanmaması amacıyla avukat yardımına başvurmak en doğru yaklaşımdır.

Çekişmeli Boşanma Davasında Kadının Hakları

Taraflardan birinin boşanmak istememesi veya her iki tarafın da boşanmak istemesine karşın boşanmanın ferilerinde anlaşamaması halinde çekişmeli boşanma davası söz konusu olur. Çekişmeli boşanma davasında kadına birtakım haklar tanınmıştır. Çekişmeli boşanma davasında kadın, boşanmayla beraber şunları da talep edebilir:

  • Maddi ve manevi tazminat hakları,
  • Aile konutu şerhi isteme hakkı,
  • Kadının nafaka hakları (tedbir nafakası ve yoksulluk nafakası),
  • Koruma kararı talep etme hakkı,
  • Çocuğun velayeti hakkı,
  • Mal paylaşımından kaynaklı alacak hakları,
  • Çocuğun teslim edilmesini talep hakları,
  • Çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkı,
  • Şahsi eşyalarını talep hakkı,
  • Ortak konutun tahsisi hakkı,
  • Ücretsiz avukat talep hakkı (adli yardım hakları),
  • Kadının ziynet eşyası hakları.

Anlaşmalı Boşanmada Kadının Hakları

Tarafların her ikisinin de boşanmak istemesi ve boşanmanın ferilerinde uzlaşması halinde anlaşmalı boşanma davası açılabilir. Fakat evlilik birliğinin bir yıl sürmüş ve anlaşmalı boşanma protokolü düzenlenmiş olmalıdır. Çekişmeli boşanma davasında kadının hakları başlığı altında sıralanan haklar anlaşmalı boşanma davası yoluna giden kadınların da hakkıdır.

Boşanma Davasında Kadının İtiraz Hakkı

Boşanma davasında kadının hakları başlığı altında öncelikle itiraz hakkından söz etmek gerekir. Kadın, kocası tarafından açılan boşanma davasında davaya cevap verme ve itirazlarını ileri sürme hakkına sahiptir. Kadının davaya itirazının, yani boşanmak istememe talebinin kabul edilebilmesi için, kocanın kusurunun kadının kusurundan daha ağır olması gerekir. Kocanın kusurunun daha ağır olması halinde, kadının boşanma davasına dair itirazı, boşanma kararı açısından sonuca etki etmeyecektir.

Kadının itiraz hakkını; kocanın kusurlarını ileri sürer nitelikte ve kanuna uygun şekilde kullanması, kadın adına müspet sonucun elde edilebilmesinde oldukça mühimdir. Kocanın daha ağır kusuru olmasına ve bunun mahkemeye ifade edilmesine karşın, mahkeme, somut durumun özellikleri ve koşullarına göre, itiraz hakkının kötüye kullanıldığını değerlendirebilir. Bu tür durumlarda dava görülmeye devam eder ve hatta boşanma gerçekleşebilir.

İfade edilen durum gibi hatalı veya yanlış temsiller sebebiyle hak ve menfaat kaybı yaşamamak adına boşanma davası çerçevesinde hakların etkin ve doğru bir biçimde ileri sürülmesi ve süreç boyunca icrası gereken işlemlerin hukuka uygun nitelikte yerine getirilebilmesi için, emsal davalarla deneyim kazanmış yetkin bir boşanma avukatından yardım almak en doğru yaklaşımdır. Bu bahsi tamamladıktan sonra, boşanma davasında kadının hakları başlığı altında merak konusu diğer bahisleri izah edelim.

Boşanma Davasında Kadının Maddi Tazminat Hakkı

Maddi ve manevi tazminat, nafaka yükümlülüğü ve mal rejiminin tasfiyesi, boşanmanın mali sonuçlarıdır. Maddi tazminat, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.” İşbu düzenleme, boşanma davasında kadının maddi tazminat hakkının hukuki dayanağıdır.

Boşanmada kadının maddi tazminat talebinde bulunabilmesi, kocadan daha az kusurlu ya da kusursuz olmasına bağlıdır. Kocanın kusuru nedeniyle kadının zarar görmesi ve hukuka aykırı bir durum olması halinde maddi tazminat talebinde bulunulabilir. Ancak, hemen belirtelim ki; maddi tazminat yönünde hüküm verilebilmesi için boşanma kararı verilmesi şarttır. Bir diğer ifadeyle, davanın reddedilmesi halinde maddi tazminata hükmedilmesi mümkün değildir.

Son olarak, kadın maddi tazminat hakkını ileri sürmezse, hakimin maddi tazminata re’ sen karar vermesi söz konusu değildir. Bu itibarla, maddi tazminata ilişkin bir karar verilebilmesi için mutlaka tazminat isteminde bulunulmuş olmalıdır.

Boşanma Davasında Kadının Manevi Tazminat Hakkı

Boşanma davasında kadının manevi tazminat hakkı, TMK m.174’e dayanır. Buna göre; “Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” Boşanmaya neden olan hadiselerden ötürü manevi yönden yıpranan kadının manevi zararının giderilmesi amacıyla düzenlenen manevi tazminat hakkı; tazminat alacaklısının zenginleşme, tazminat yükümlüsününse fakirleşme aracı olarak kullanılamaz.

Manevi tazminat hakkı; kadının kusursuz veya kocadan daha az kusurlu olması, kocanın kusuru sebebiyle bir zarar meydana gelmesi ve oluşan zararla kocanın kusurlu davranışları arasında illiyet bağı kurulabilmesi halinde ileri sürülebilir. Maddi ve manevi tazminat taleplerinin doğru bir hukuki zeminde ileri sürülmesi, talebin kabulüne önemli ölçüde etki eder. Bu bakımdan, aile hukukuna hakim bir avukat yardımı almak, son derece yerinde bir yaklaşım olacaktır.

Boşanma Davasında Kadının Velayet Hakkı

Boşanmada velayet hakkının hangi tarafa bırakılacağı, uygulamada çekişmeye konu başlıca hususlar arasında yer alır. Velayet hakkı tayin edilirken birçok faktör gözetilir; ancak, çocuğun üstün menfaati, velayete etki eden faktörler arasında en belirleyici faktördür. Çocuğun üstün yararı değerlendirilirken pek çok kriter dikkate alınır. Söz gelimi; çocuğun yaşı, eğitimi, fiziksel ve ruhsal durumu, tarafların ekonomik gücü, yaşam standardı vs.

Hakim, velayete ilişkin kararını verirken; velayet hakkına sahip olacak taraf ve çocuğun birlikte yaşaması durumunda çocuğun fiziksek, duygusal ve ekonomik gereksinimlerinin ne ölçüde karşılanacağı üzerinde değerlendirme yapar. Çocuğun anne ve babadan hangisinde kalması halinde daha sağlıklı, refah ve mutlu bir yaşam süreceği araştırılır. Çocuğun yaşı itibariyle anne bakımına muhtaç olması halinde, velayet hakkı genellikle anneye verilmektedir.

Kadının Çocukla Kişisel İlişki Kurma Hakkı

Kanun koyucu, çocukla kişisel ilişki kurulması hususunu TMK m.323 ve 324’te düzenlemiştir. Buna göre; “Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.” Anne ve babanın çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkı, velayet düzenlemesinin bir sonucudur. Dolayısıyla bu hak, hakim tarafından re’ sen gözetilir. Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin düzenlemeler, çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde belirlenir.

TMK m.323

“Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.”

TMK m.324

“Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir.”

“Velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir. Bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir.”

Kadının Çocuğun Teslimini Talep Hakkı

Velayet hakkını elinde bulundurmayan tarafın çocukla kişisel ilişki kurma hakkı, velayet düzenlemesiyle birlikte taraflardan birine verilen velayet hakkının bir sonucudur. Kadın, çocuk ile ilişki kurulması hakkı çerçevesinde çocuğuyla zaman geçirebilir. Kadının çocuğu ile vakit geçirebilmesi içinse, görüşülmesi için anlaşılan günde çocuğun kadına teslim edilmesi gerekir. Baba, çocuğun anneye tesliminden kaçınırsa, kadının çocuğun teslimini talep etme hakkı doğar.

Boşanma Davası Devam Ederken Evi Kullanmayı Talep Hakkı

Kadın, boşanma davasına devam edilirken ortak konutun kendisine özgülenmesini mahkemeden talep edebilir. Müşterek konutun maliki koca ise ya da müşterek konutta kiracılar vat ve kira sözleşmesinin tarafı koca ise, ortak konutun kadına özgülenemeyeceği yönünde yaygın ve fakat yanlış bir kanı vardır. Söz konusu haller, müşterek konutun kadına özgülenmesine mani olmadığı gibi, kadının boşanmada kusurlu olması da engel teşkil etmez.

Boşanma Davasında Kadının Şahsi Eşyalarını Talep Hakkı

Kadın, boşanma davasıyla birlikte şahsi eşyalarını talep etme hakkını haizdir. Nitekim, yasal mal rejimi olan “edinilmiş mallara katılma rejimi” hükümleri gereği, evlilik öncesi kadına ait mallar ve evlilik birliğinde kadına bağışlanan mallar kadının kişisel malı statüsündedir. Kadına ait kişisel mallar, mal paylaşımına dahil edilmeyecektir. Şahsi malların ardından, uygulamada merak konusu olan bir diğer hususa, yani ziynet eşyaların talebine değinelim.

Boşanma Davasında Kadının Ziynet Eşyalarını Talep Hakkı

Altın, gümüş vs. değerli madenlerden üretilen, yüksek maddi değere sahip olan ziynet eşyaları, boşanma sürecindeki birçok eşin anlaşmazlığa düşmesine neden olur. Ziynet eşyaları edinilmiş mal kapsamında değerlendirilerek tasfiye edilemez. Zira, ziynet eşyaları da kişisel mal statüsündedir. Boşanma davasında kadın, düğünde kendisine takılan ziynet eşyaları da dahil olmak üzere, takıların tamamını talep etme hakkını haizdir.

Boşanma Davasında Kadın Haklarına Yönelik Hukuki Danışmanlık ve Temsil

Boşanma davasında kadının hakları üzerinde temellenen makalemizde, kadınların sahip olduğu hakların yalnızca bazılarına değinilmiştir. Değinilen hakların yanı sıra, kadına ait olan hakların tamamında kayıp yaşanmaması ve mağduriyet oluşmaması için avukat yardımı almak son derece önemlidir. Zira, boşanma davasında kadının haklarının her biri, ileri hukuk tekniği ve bilgisi gerektirir. Aksi durumda, telafisi güç hukuki ve maddi kayıplar yaşanması kuvvetle muhtemeldir.

Sıkça Sorulan Sorular

Nafaka, her boşanma davasında mutlaka kadın lehine hükmedilmesi gereken bir kurum değildir. Söz gelimi; yaşamını idame edebilecek kadar aylık geliri bulunan, emeli maaşı veya kira gelirine sahip olan, bir yeni evlilik yapan kadın lehine nafaka hükmedilmez. Öte yandan, kadının eski eşinin düzenli bir geliri ya da işi yoksa kadın lehine nafaka kararı verilemez.
Tarafların evlilik öncesi malları ve kişisel malları, boşanmada paylaşıma konu mallardan değildir.
Haklı bir sebebe dayanmadan evi terk eden kadın lehine nafaka veya tazminat kararı verilmez. Terk haklı bir nedene dayanıyorsa, haklı gerekçeyle terk eden kadın lehine nafakaya hükmedilebilir.