Vergi Hataları Ve Düzeltme Yolları

vergi hataları ve düzeltme yolları

Vergi Usul Kanunu’nun 116. Maddesinde vergi hataları detaylı bir şekilde tanımlanmıştır. İlgili kanunda, vergilendirme sürecinde yapılan olası hatalar, eksik vergilendirme ya da haksız yere fazla vergi istenmesi durumudur. 

Vergi Hataları Nelerdir?

VUK 116. Maddesinde vergi hataları net bir şekilde tanımlanmıştır. İlgili kanuna göre vergi hataları: 

Hesap Hataları

Vergi hataları ve birtakım maddi hatalar, vergi miktarını etkiler. Bu tür hatalar hesap hatası olarak kabul edilir. Vergi dairelerinde birden fazla vergi istenmesi şeklinde meydana gelir. Bu gibi durumlar kanunen, haksız ya da fazla vergi alınması olarak değerlendirilir. 

213 sayılı Vergi Usul Kanununda “Hesap Hataları” bölümünde yer alan 117. Maddede hesap hataları aşağıdaki gibi sınıflandırılmıştır: 

  1. Matrah hataları, 
  2. Mükerrer vergi istenmesi, 
  3. Vergi miktarıyla ilgili hatalar. 

Matrah Hataları

Vergilendirmek için kazancın belirlenmesinde kullanılan değere matrah adı verilir. Matrahta hata, matrah kısmına uygulanan vergilendirme oranının yanlış hesaplanmasıdır. 

Vergi Usul Kanununun 117. Maddesinde; vergilendirme için hazırlanan beyanname, tahakkuk fişi ve tekalif cetveli gibi hesaplama araçlarında ortaya çıkan hatalar olarak tarif edilir. Mesela kurumlar vergisi beyannamelerinde matrah bölümünde geçmiş yıl zararlarının gösterilmemesi gibi…

Vergi Miktarında Hata Yapılması

Birçok yıl devlet tarafından belirlenen vergi oranlarına göre vergi tahsil edilir. Bu oranlarda hata yapılması durumunda, tahsil edilmesi gereken miktarlar da hatalı çıkacaktır. 

Vergi miktarında yapılan hatalar VUK m.117/2’de detaylı şekilde tarif edilmiştir. 

Bu duruma şu örneği verebiliriz: vergi tarifesinde ilan edilen ve yer alan oranların matrahta yanlış gösterilmesi sonucunda, vergi miktarının fazla ya da eksik olarak tahsil edilmesi durumu…

Verginin Geçersiz Olması

Geçersiz olma durumu, çift vergi olarak adlandırılır. Aynı vergilendirme döneminde, matrah üzerinde birden fazla istenmesi olarak tarif edilir. Kanunen bir verginin mükerrer olabilmesi için, aynı dönemde matrahta birden fazla verginin talep edilmesi gerekir. Vergi türünün ise aynı olması şartı aranır. Aynı matrah üzerinde birden fazla gelir vergisi istenmesi durumu örnek olarak verilebilir.

Hatalı Vergilendirme

Vergilendirme işlemlerinin özünü oluşturan unsurlarda yapılan hatalardır. Bu gibi hatalar idari işlemlerin sakatlığı ile ilgilidir. VUK 118. Maddede bu hatalar aşağıdaki gibi sınıflandırılmıştır: 

  • Mükellefin şahsında yapılan hatalar, 
  • Konu ile ilgili yapılan hatalar, 
  • Muafiyet ya da vergilendirme döneminde gerçekleşen hatalar,
  • Vergi yükümlülüğünde yapılan hatalar. 

Mükellefle İlgili Hatalar

VUK 118. Maddede, mükellefle ilgili hata: “Bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesi ya da alınmasıdır” olarak tanımlanmıştır. Yani vergi dairesinin hata yapması sonucunda vergiyi asıl yükümlüden değil de başka bir mükelleften istemesidir.

Mükellefiyet Hataları

Vergi hataları örnekleri olarak, mükellefiyet noktasında yapılan hatalar VUK 118’de: “Açık olarak vergiye tabi olmayan ya da vergiden muaf bulunan kimselerden vergi alınmasıdır” olarak tanımlanır. Yani vergi muafiyeti kurum ya da kişilerden vergi istenmesidir. 

Verginin Konusunda Yapılan Hatalar

Verginin konusu olan kavramlarda yapılan hatalardır. VUK 118’de bu tür hatalar: “Açık olarak vergi mevzuuna girmeyen ya da vergiden hariç bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi” olarak tanımlanır.

Mesela aile yardımı alan bir kişinin aldığı yardımın vergilendirmesi örnek olarak gösterilebilir. 

Vergilendirmede ya da Vergi Muafiyetinde Yapılan Hatalar

Muafiyette hata, VUK 118’de: “aranan verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş ya da süre itibariyle eksik ya da fazla hesaplanmış olmasıdır” diye tanımlanır.

Vergilendirmede yapılan hatalar aşağıdaki gibi gerçekleşebilir: 

  • Vergi dairesi tarafından vergilendirme döneminin yanlış gösterilmesi,
  • Vergi muafiyeti olan kişilerden, yanlışlıkla vergi muafiyet dönemi sona ermeden vergi istenmesi,
  • Muafiyet döneminin yanlış hesaplanması ve 
  • Muafiyet dönemi bittiği halde mükelleften vergi istenmemesi.

Mesela 2021 yılına ait olan kira bedelinin 2020 yılında peşin olarak tahsil edilmesi, buna rağmen tekrar 2020 yılında vergilendirilmesi örnek olarak gösterilebilir. 

Vergi Hataları Nasıl Ortaya Çıkarılır?

VUK 119 maddesine göre vergi hataları birkaç şekilde ortaya çıkarılabilir. Vergilendirme ve muafiyet döneminde hata söz konusu ise bu hata, vergi memurları tarafından yapılan incelemede ortaya çıkarılabilir.

Kıdemli vergi memurlarının yapılan başvuru sonucunda, vergilendirmede yapılan hataları araştırmaları ve bulmaları şeklinde de gerçekleşebilir. 

Olağan olarak gerçekleştirilen teftişler sonrasında, birtakım vergilendirme hatalarının ortaya çıkarılması da bir başka hata ortaya çıkarma yöntemidir. 

İlgili kanuna göre bazı durumlarda vergi incelemesi sonucunda da yapılan hataları ortaya çıkarılabilmektedir. 

Vergilendirmede hata olduğunu düşünen mükelleflerin başvuruları sonucunda da yapılan hataları ortaya çıkarılabilir. 

Vergi ile ilgili yapılan hataların tanımları ve diğer konuların yer aldığı Vergi Usul Kanununu detaylı bir şekilde, https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.4.213.pdf bu bağlantıdan inceleyebilirsiniz. 

Vergi Hataları Nasıl Düzeltilir?

Yapılan rutin kontroller sonucunda vergi hataları ortaya çıkarılabilir. Hata ne şekilde ortaya çıkarsa çıksın, düzeltilmesi mümkündür. Yapılan incelemeler sonucunda vergi daireleri tarafından hatanın düzeltilmesi, resen düzeltme olarak adlandırılır. 

Vergi daireleri tarafından düzeltilmeyen ya da anlaşmazlık konusu olan hatalar ise mahkemeler tarafından düzeltilebilir. Bu durumda vergi mükellefleri, resen düzeltmeleri de mahkemede delil olarak kullanabilirler. 

Ayrıca Vergi Usul Kanununun 120. Maddesi ve devamında, vergi hataları düzenleme yetkisi açıklanmıştır. Kanun maddesine göre vergiye yönelik olarak yapılan hataları düzeltme yetkisi, vergi dairesi müdüründedir. 

Mükellefler hatayla ilgili başvuru yaparak, hataların düzeltilmesini isteyebilir. Başvuruya rağmen herhangi bir düzeltme işlemi yapılmamışsa ya da mükellef ile vergi dairesi arasında anlaşmazlık söz konusu ise bu durumda mahkeme yoluna gidilir. 

Vergi Usul Kanunu 122. Maddesinde mükellefler vergi dairelerine yazılı olarak başvurarak, hataların giderilmesini ister. Vergi daireleri ise bu başvuruya 30 gün içerisinde cevap verirler. Düzeltme yapılmışsa, mükellefe bildirilir ve düzeltme fişi teslim edilir. 

Eğer vergi dairesi yapılan başvuruya herhangi bir cevap vermezse, başvuru kabul edilmemiş sayılır. Bu durumda mükellef 30 gün içerisinde vergi mahkemesine dava açabilir. Vergi dairesinin cevap vermemesi süresi 60 gündür. 

Bazı durumlarda vergi daireleri mükelleflerden ek belge ister. Bazı durumlarda ise yapılan başvuruya net cevap vermezler. Bu gibi durumlarda bekleme süresi en fazla 6 aydır. 

Mükellefler, vergi hatalarını sonradan fark edebilir. Yani dava açma süresinden sonra yapılan hatalar fark edilebilir. Bu gibi durumlarda yine de vergi dairelerine yazılı olarak başvuru yapılır. Vergi dairesi yapılan başvuruyu 30 günlük süre zarfında inceler ve kabul ya da ret cevabı verebilir. dava açma süresi geçse bile  60 gün sonrasında Maliye Bakanlığına şikayette bulunulabilir. Aynı şekilde bu başvuruda yazılı olarak yapılır. Mükellef buradan da bir sonuç elde edemezse, 30 gün içeresinde mahkemeye başvurma yoluna gidebilir. 

Vergi Hatalarında Zamanaşımı

Vergiye konu olan durumun oluşmasından 5 yıl sonrasına kadar mükellefler itirazda bulunabilir, sonuç alamazlarsa mahkeme yoluna gidebilirler. Bu süre aşıldıktan sonra zaman aşımı söz konusudur. 

Ancak zamanaşımı ile ilgili bazı istisnalar söz konusudur. Mesela: 

  • Zamanaşımı süresinin dolmasına bir yıl kala, tebliğ ve tarh edilen vergiler, hatanın yapıldığı süreden itibaren 1 yıl daha uzatılabilir. 
  • İlan yoluyla tebliğ edilen ve mahkemelerde dava konusu yapılmayan vergilerde süre 1 yıl daha uzatılabilir. 
  • İlan yoluyla tebliğ edilen ve hacze konu olan vergilerde, haczin gerçekleştiği tarihten 1 yıl sonrasında kadar ek süre verilmesi söz konusu olabilir. 

Vergi Hataları Örnek Danıştay Kararları

“Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu’nun 23.02.2001 tarihli, 2000/325 esas, 2001/97 karar sayılı kararında, “… 1990 yılı işlemleri incelenen davacı şirket adına aynı yılın Temmuz ve Eylül dönemleri için salınan kaçakçılık cezalı gelir (stopaj) vergisi ile kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı açılan davada 2577 sayılı Yasanın 26’ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davanın açılmamış sayılması yolunda verilen ısrar kararı temyiz edilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 26’ncı maddesinin üçüncü fıkrasında; davacının gösterdiği adreste tebligat yapılamaması halinde, yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyasının işlemden kaldırılacağı ve varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği belirtilmiş, aynı Yasa’nın 60’ıncı maddesinde; Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işlerinin Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı kurala bağlanmıştır. Tebligat Kanunu’nun 21’inci maddesi ile bu maddeye paralel düzenleme içeren Tebligat Tüzüğü’nün 28’inci maddesinde, kendisine tebliğ yapılacak kimse ve muhatap namına tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbirinin gösterilen adreste bulunmaması durumunda tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar, ihtiyar heyeti veya meclis azalarından veyahut zabıta amir veya memurlarından tahkik ederek, vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması, beyanı yapan imzadan imtina ederse bu ciheti şerh ve kendi imzası ile tasdik etmesi öngörülmüştür. Davalı idarenin savunma dilekçesinin, dava dilekçesinde bildirilen adreste tebligata çıkarıldığı ancak ‘muhatap adres bırakmadan taşınmıştır iade’ şerhini taşıyan tebliğ evrakının beyanda bulunan kişinin kim olduğu belirtilmeden ve beyanı yapanın imzası alınmadan tebliğ memurunun imzası ile iade edildiği anlaşılmıştır. Tebligat Tüzüğü’nün 28’inci maddesine uygun olarak tebligat yapılmadan dosyanın işlemden kaldırılması ve bir yıllık süre içerisinde yeni adresini bildirerek dosyanın yeniden işleme konulmasının istenmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılması yolundaki ısrar kararı hukuka uygun görülmemiştir. Bu nedenlerle temyiz isteminin kabulüne, … Vergi Mahkemesinin … günlü … ve …sayılı ısrar kararının bozulmasına…” 

Bir başka Danıştay kararı: 

“Danıştay 4’üncü Dairesi’nin 06.10.2005 tarihli, 2005/361 esas, 2005/1694 karar sayılı kararında, “… Plastik Metal İnşaat Tekstil Petrol Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına salınan vergi ve kesilen cezalara ilişkin ihbarnamelere, şirket adresinin yazıldığı, fakat bu ihbarnamelerin kanunen yetkili şirket temsilcilerine veya yöneticisine tebliğ edilmeyip, eski şirket temsilcisi olan davacıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin davacıya tebliğ edilmiş olması bu ihbarnamelerin şirkete tebliğ edilmiş sayılmasını gerektirmeyeceği gibi bu ihbarnamelerde yer alan şirket adına salınmış vergi ve kesilen cezadan davacının şahsen sorumlu tutulması sonucunu da doğurmaz. Sözü edilen ihbarnamelere dayanarak davacının vergi ve cezadan sorumlu tutulması ve takip edilmesi mümkün bulunmadığından, tebligatın şahsına yapılmış olmasının davacının menfaatini haleldar ettiği kabul edilemez.”

Sıkça Sorulan Sorular

Yeni vergilerde düzeltme yoluna gidilmesi, düzeltme yoluyla tarh olarak adlandırılır.
Vergi oranlarında yanlış tarifelerin uygulanmasıdır. Yani vergiden mahsup yapılmaması, oranların yanlış olarak hesaplanması ya da eksik olarak hesaplanması durumudur.
Vergi dairesi müdürleri, kanun tarafından düzeltme yetkisi almışlardır.
Vergi hatalarında 5 yıl zamanaşımı süresi vardır. Bu süre, verginin tahakkuk ettiği andan itibaren başlar.
Vergi mahkemeleri, vergi idaresi ve mükellefler arasındaki uyuşmazlıkları gidermede yetkili mahkemelerdir.