Tam Yargı Davası Nedir ve Nasıl Açılır?

Tam Yargı Davası Nedir ve Nasıl Açılır?

Tam yargı davası, idare tarafından gerçekleştirilen işlem veya eylemler sebebiyle kişisel hakkı ihlal edilenlerin, ihlal sebebiyle maruz kaldıkları maddi ve manevi zararın tazmini talebiyle idareye karşı açtıkları davadır. Tam yargı davası, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2’inci maddesinde; “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” şeklinde düzenleme altına alınmıştır.

Tam yargı davası, esasında özel hukuktaki tazminat davalarının kamu hukukundaki görünüşüdür. Bu yönüyle, tipik bir tazminat davasıdır. İdari bir işlem nedeniyle üç farklı şekilde tam yargı davası açılabilir: iptal davası ile beraber, iptal davasının kesinleşmesinin ardından ve iptal davası hakkında yerel mahkeme kararı verildikten sonra. T.C. Anayasası idarece gerçekleştirilen işlem ve eylemlerden zarar görenlerin, maruz kaldıkları zararın giderilmesi amacıyla idari yargıya müracaat edebileceğini hüküm ve güvence altına almıştır.

Dolayısıyla, idari yargıya başvuru hakkı, ancak kanunlarla sınırlandırılabilir. İdari yargı yoluna başvuru hakkının yine yasalarda öngörülen sürelerde kullanılması gerekir. Aksi takdirde, yasal sürenin aşılmasından dolayı davanın reddedilmesine karar verilecektir. Bu bakımdan, başta tam yargı davası olmak üzere, idare hukukunun düzenleme alanına giren hukuki iş, işlem, uyuşmazlık ve davalarda hak, menfaat ve zaman kaybı yaşanmaması adına idari avukat yardımına başvurmak en doğru yaklaşımdır.

  • İdare mahkemesi | ilk derece mahkemesi,
  • Vergi mahkemesi | ilk derece mahkemesi,
  • Bölge idare mahkemesi | istinaf mahkemesi – ikinci derece mahkemesi,
  • Danıştay | temyiz merci – üçüncü derece mahkemesi, belirli davalarda ilk derece mahkemesi,

Yukarıda sıralanan idari mahkemeler, tam yargı davasına bakmakla görevlendirilmiş yargı organlarıdır.

  • Önemli! İdare mahkemesinde incelenen tam yargı davasına karşı Bölge İdare Mahkemesi’nde istinaf; Danıştay’da ise temyiz kanun yolu başvurusu yapılır.

Tam Yargı Davası Nedir?

Tam yargı davası, 2577 sayılı Kanun m.2/1 – b’de hükme bağlandığı üzere, idarenin işlem ve eylemlerinden ötürü hakları zarar gören kişilerce açılan davadır. Bir diğer ifadeyle, idarece gerçekleştirilen bir eylem, eylemsizlik veya işlem dolayısıyla menfaati veya kişisel bir hakkı ihlal edilenler, yaşadıkları maddi veya manevi zararın tazmin edilmesi amacıyla tam yargı davası açabilir. İşbu davada uyuşmazlık konusu, belli bir miktar para alacağıdır.

Davacı, söz konusu para alacağının idarece ödenmesini talep eder. Davacının bu talebi, yani tazminat istemi idarenin kusurlu ya da kusursuz işlem veya eylemleri sebebiyle oluşan zararın giderilmesine ilişkindir. İdarece gerçekleştirilen işlem sebebiyle maruz kalınan zararın tazmini ile birlikte, sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesi esnasında yaşanan hizmet kusurları dolayısıyla oluşan veya idarenin gereken bakım ve onarım işlerini icra etmemesi sebebiyle meydana gelen zararlar da talep edilebilir.

Özel hukuktaki tazminat davasının kamu hukukundaki görünüşü olan tam yargı davasında tazminat miktarının tespiti önem arz eder. Tazminat miktarı davacı tarafından tespit ettirilmiş olsa dahi mahkeme tarafından, bilirkişi veya keşif incelemesi yoluna başvurmak suretiyle tazminat miktarı tespit edilebilir. Fakat, bu durum, mahkemenin gerekli görmesi halinde söz konusudur. Manevi tazminat miktarı ise olayın niteliğine, tarafların ekonomik durumuna vb. faktörlere dikkat edilerek tespit edilir.

Tam Yargı Davası Çeşitleri Nelerdir?

Tam yargı davası çeşitlerini tazminat davaları, geri alma davaları, idari sözleşmeden doğan davalar ve vergi davaları olmak üzere dört başlıkta inceleyebiliriz.

Tazminat Davaları

Belirttiğimiz üzere, idarece gerçekleştirilen bir işlemden ya da eylemden zarar görenler, zararın giderilmesi amacıyla tam yargı davası yoluna başvurur. İşlem veya eylem dolayısıyla oluşan zararın niteliği maddi veya manevi olabilir. İdare, meydana gelen zararın tamamını tazminat etmek durumundadır. İdarenin doğrudan mali sorumluluğuna dayanan tam yargı davası çeşidi ise tazminat davasıdır.

Geri Alma Davaları

Geri alma davası, haklı gerekçe olmadan idarenin malvarlığını geçen bir mal veya paranın geri alınması amacıyla açılan, uygulamada istirdat davası da denilen dava türüdür. Geri alma davası 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2’inci maddesinde hükme bağlanmıştır. Geri alma davasına örnek vermek gerekirse, fazla ödenen verginin iadesi talebiyle açılan tam yargı davası geri alma davasına örnek teşkil eder.

İdari Sözleşmeden Doğan Davalar

İdari sözleşmeden doğan davalar, idari sözleşmelerin icrasından veya geçerliliğinden doğan uyuşmazlıkların incelendiği davalardır.

Vergi Davaları

Vergi miktarına veya esasına yönelik itirazı bulunan vergi yükümlüsü, işbu itirazını vergi davası açmak suretiyle ileri sürer. Vergi davaları da tam yargı davası olarak görülür. Vergi davası ayrı bir dava olmayıp, tam yargı ya da iptal davası olarak açılır.

Tam Yargı Davası ile İptal Davası Arasındaki Farklar

Tam yargı davaları ile iptal davalarında aynı yargılama usulünün söz konusu olması, bahse konu iki davanın aynı davalar olduğu yönünde yaygın ve fakat yanlış bir kanaat oluşmasına neden olur. Belirttiğimiz üzere, söz konusu iki dava birbirinden farklıdır. Bahse konu davaların aralarındaki ilk fark, dava konusudur. Yalnızca idari işlemlere karşı dava yoluna gidilmesi halinde iptal davası; gerek idari işlem gerek idari eylem gerekse idari sözleşmeler sebebiyle dava yoluna gidilmesi halinde ise tam yargı davası gündeme gelir.

Tam yargı davası ile iptal davasını birbirinden farklı kılan bir diğer ayrım ise dava konusu/amacı olarak karşımıza çıkar. Tam yargı davasının amacı, idari işlem veya eylem dolayısıyla ihlal edilen hakkın tazminat edilmesi, yaşanan zararın giderilmesi, eski durumun geri getirilmesidir. Fakat, iptal davasında durum farklıdır. İptal davasının amacı, davaya konu edilen idari işlemin iptal ettirilmesi ve işlem öncesi durumun geri getirilmesidir.

Söz konusu davalar arasındaki bir başka fark ise iptal davasının objektif mahiyette olmasına karşın, tam yargı davasının subjektif mahiyette olmasıdır. İptal davalarının objektif mahiyette olmasının temel sebebi, davaya konu idari işlemin hukuka uygunluğunun belirlenerek hukuk düzeninin korunmasıdır. Öte yandan, kişisel bir hakkın ihlalinin incelendiği tam yargı davaları, inceleme konusu itibariyle subjektif bir konuyu ele aldığından dolayı subjektif mahiyettedir.

Tam yargı davası, idari işlem veya eylemden dolayı doğrudan kişisel bir hakkı ihlal edilen tarafından açılır. Dolayısıyla, işbu davanın açılabilmesi menfaat ihlali yeterli değildir. Fakat, iptal davası açılabilmesi için menfaat ihlali bulunması, yani davaya konu işlemle ilgili arasında makul bir ilişkinin mevcudiyeti yeterlidir. Bu bakımdan, menfaat ihlalinin yeterli olup olmaması, iptal davasını ve tam yargı davasını birbirinden farklı kılan bir diğer husustur. 

Bahse konu iki dava arasındaki son ayrım, davalarda verilen kararların kimler üzerinde etkili olduğudur. Genel etkili bir dava olan iptal davası, dava neticesinde verilen kararın ilgili herkesin faydalanabileceği bir davadır. Fakat, tam yargı davasında mahkemece verilecek karardan yalnızca dava tarafları faydalanabilir. Zira, bu davada verilen karar sadece taraflar üzerinde etki doğurur.

Hizmet Kusuru Nedeniyle Tam Yargı Davası

Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi, idarenin görevleri arasında yer alır. Bu görev icra edilirken idarece verilen bir karar, eylem veya işlem sebebiyle birileri hak kaybı yaşayabilir. Hukuk düzeni, söz konusu durumdaki kişilerin hak kaybının, yaşadıkları maddi ve manevi zararın giderilmesi amacıyla tam yargı davasını öngörmüştür. Tazminat davası niteliğini haiz bir dava olan tam yargı davası, maruz kalınan zararın tazmini amacıyla açılır. İdari yargıda;

  • İptal davası,
  • Tam yargı davası,
  • İdari sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar, olmak üzere üç farklı dava türü söz konusudur.

İdarinin bir işlemi veya eylemi nedeniyle kişisel hakkı ihlal edilen kişiler, bu ihlal sebebiyle yaşadıkları zararın tazmin edilmesi amacıyla tam yargı davası açabilir. İdarenin kusurlu ya da kusursuz, bilerek ya da bilmeyerek gerçekleştirdiği işlem veya eylemler birtakım zararlara sebebiyet verebilir. Söz konusu zararlar, kişilik haklarına ilişkin olabileceği gibi kişilerin malvarlığına ilişkin de olabilir. İdare, bilerek ya da bilmeyerek neden olduğu zararların tamamını gidermekle sorumludur.

İdarenin neden olduğu zararları gidermekle sorumlu olduğu durumlarda tam yargı davası yoluna gidilerek zararın tazmin edilmesi talep edilir. Tam yargı davalarının, idare aleyhine açılan tazminat davaları olduğunu belirtmiştik. Bahse konu davaların asli kaynağı ise T.C. Anayasası’dır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40’ıncı, 125’inci ve 129’uncu maddeleri, idare aleyhine açılan tazminat davalarına hukuki kaynak teşkil eder.

İdarece icra edilen işler ve eylemler eğer bir zarara sebebiyet verirse, ifade edilen Anayasa hükümlerine dayanarak tazminat davası açılabilir ve zararın giderilmesi talep edilebilir. Açılan davanın davacı lehine sonuçlanabilmesi için, idare mahkemesinin, davalı idareyi kusurlu veya kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca sorumlu tutması ve meydana gelen zararın idarece giderilmesi yönünde karar vermesi gerekir. Tam yargı davasının kazanılması için yetkin bir idari avukattan yardım almak en sağlıklı yaklaşımdır.

Tam Yargı Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

Tam yargı dava dilekçesinde eksik unsurların söz konusu olması, ret veya davanın açılmamış sayılması kararının verilmesine neden olur. Bu bakımdan, dava dilekçesi düzenlenirken dikkatli ve özenli olmak önemlidir. Tam yargı dava dilekçesinde yer alması gereken unsurlar aşağıda sıralanmakla birlikte, somut olayın özellikleri ve koşulları dikkate alınarak eksiksiz bir dava dilekçesi hazırlanması, ancak avukat yardımıyla mümkündür:

  • Davacıya ait isim, soy isim, T.C. kimlik numarası ve adres bilgisi,
  • Davacının avukat ile temsil olunması halinde, avukatın adı, soyadı ve adres bilgisi,
  • Davalı kurum ve adres bilgisi,
  • Davaya konu edilen idari işlem/eylem,
  • Davaya konu edilen idari işlem/eylemin tebliğ tarihi,
  • Talep edilen tazminat tutarı,
  • Deliller,
  • Talep sonucu,
  • Davacının asil olarak dava açmış olması halinde bizzat imzası, avukat aracılığıyla dava açılmışsa avukat imzası.

Tazminat Davası Niteliğinde Tam Yargı Davası

Tam yargı davası, 2577 sayılı İYUK m.2 düzenlemesi uyarınca idari dava türüdür. İşbu davanın hukuki dayanağı, Anayasa ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’dur. İdarenin eylem ve işlemlerinin yol açtığı zararlar karşısında idareye karşı açılan ve oluşan zararın giderilmesini talebini içeren davadır. Zararın giderilmesi istemini içeren tam yargı davası, bu yönüyle tazminat niteliğinde bir davadır. İleri hukuk tekniği ve bilgisi gerektiren bu davada hak kaybı yaşanmaması adına avukat yardımına başvurmak doğru bir yaklaşımdır.

Tam yargı davası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda tazminat davası olarak nitelendirilen davanın kamu hukuku karakterli bir hukuk disiplini olan idari yargı hukukundaki görünümüdür. İdarenin geniş bir faaliyet alanına sahip olması ve yerine getirdiği hizmetlerin sayıca fazla olması, idarece icra edilen faaliyetlerden zarar görme ihtimalini de önemli ölçüde artırmıştır. Bu zarara karşı başvurulacak yol ise tam yargı davasıdır.

Tam yargı davası, ancak idari bir işlem veya eylemin varlığıyla birlikte gündeme gelir. Bir idari işlemin bu davaya konu edilebilmesi içinse idari bir kararın alınmış olması her zaman için yeterli değildir. Alınan idari kararın, kişilik hakkını etkilemesi ve karar sonucunda bir zarar oluşması şarttır. Bununla birlikte, bir idari eylem dolayısıyla hakkı etkilenenler de bu davayı açabilir. Söz konusu kişiler, tam yargı davası açarak, yaşadıkları zararın giderilmesini talep edebilir.

İdari bir sözleşmeye veya idari bir işleme dayanmayan yahut bunların uygulanması durumunda olmayan, idarenin hareketsiz kalmasından ya da her türlü faaliyetinin etkilerinden, taşınır – taşınmaz mallardan ya da hayvanlardan doğan zararlar da idari eylem sebebiyle oluşan zararlar kapsamında değerlendirilir. Burada zikredilen zarar kavramını yalnızca maddi zararla değil; koşulların oluşması halinde manevi zararla birlikte değerlendirmek gerekir.

Tam Yargı Dava Şartları Nelerdir?

Tam yargı davasının ilk şartı, idarenin işlemi veya eylemi sebebiyle bir hakkın etkilenmesidir. Makalemizde belirtildiği üzere, tam yargı davası İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2’de düzenlenmiştir. İşbu düzenlemeye göre, tam yargı davası açılabilmesi için;

  • İdari bir işlem veya eylem olmalı,
  • İdari işlem veya eylem sebebiyle zarar oluşmalı,
  • İdari işlem veya eylem ile zarar arasında nedensellik (illiyet) bağı bulunmalı,
  • Yargı yeri görevli olmalı,
  • Yargı yeri yetkili olmalıdır.

İdari İşlem veya Eylemin Varlığı

İdari işlem, idarece tesis edilen ve idare hukuku bağlamında sonuç doğuran hukuki işlemlerdir. İdari eylem ise idarece icra edilen davranıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere; idari işlemden kasıt irade açıklaması iken idari eylemden kasıt harekettir.

Kişisel Hakların Muhtel Olması

İdarenin eylemi veya işlemi sebebiyle kişisel hakların muhtel olması, yani zarar görmesi gerekir. Bahse konu haklar, hem maddi nitelikli hem de manevi nitelikli haklardır.

Nedensellik (İlliyet) Bağı

İdari işlem veya eylem sonucu oluşan zarar ile zarara neden olan işlem ve eylem arasında nedensellik (illiyet) bağı bulunmalıdır.

Yargı Yerinin Görevli Olması

Tam yargı davası, genel görevli mahkeme olan idare mahkemesinde incelenir. İdari yargılama hukukunda özel görevli mahkemeler ise vergi mahkemeleri ve Danıştay’dır. Özel görevli mahkemelerin görevli olduğu yönünde açık bir düzenleme olmadığı sürece tam yargı davalarına bakmakla görevli mahkeme idare mahkemesidir. İdarenin sorumluluğunun söz konusu olduğu belirli davalar, kanunda görev konusunda açık bir düzenleme olması şartıyla adli yargıda incelenir.

İdarece gerçekleştirilen ve haksız fiil teşkil eden eylemlere karşı dava açılacak olması halinde, yine adli yargı yerleri görevlidir.

Yargı Yerinin Yetkili Olması

Dava açılacak mahkemenin görevli mahkeme olması gerektiğini bir üst başlıkta belirttik. Aynı şekilde, dava açılacak mahkemenin yetkili olması da gereklidir. Makalemizin devamında yetkiye dair tafsilatlı açıklamada bulunduğumuz için burada noktalıyor, yetki hususunu ilgili başlığa havale ediyoruz.

Tam Yargı Davası Nasıl Açılır?

Tam yargı davası açmak için öncelikle idareye başvurmak gerekir. İdari eylem sebebiyle zarar görenin bu başvurusu üzerinde idare tarafından ön karar alınır. Ön karar, idari eylem nedeniyle açılan tam yargı davalarında gereklidir. Fakat, iptal işlemlerinde ön karar prosedürüne gerek duyulmaz. Tam yargı davası nasıl açılır? sorusu, davanın hukuk sistematiği içerisindeki yeri gereği hacimli bir yanıt gerektirir. Olabildiğince açıklayıcı yanıt vermek için adım adım ilerlemek yerinde bir yaklaşım olacaktır:

  • İYUK ilgili düzenlemesi gereği, bir idari eylem sebebiyle hakkı ihlal edilen kişi, tam yargı davası açmadan evvel, bahse konu idari eylemi yazılı bildirim üzerine ya da bir başka şekilde öğrendikten bir yıl ve her halde beş yıl içinde ilgili idari mercie müracaat etmeli, hakkının yerine getirilmesini talep etmelidir.
  • İdarenin ilgili makamına başvuruda bulunan kişi, talebinin kısmen ya da tamamen reddedilmesine karşın, ret kararının tebliğini takip eden gün itibariyle veya talebe dair altmış gün süre ile yanıt verilmediği durumda bu sürenin sona ermesini takiben, dava süresine riayet ederek tam yargı davası açabilir.
  • Özellikle belirtmek gerekir ki, görevli olmayan adli yargı merciinde açılan davanın görev yönünden reddi durumunda, daha sonradan idari yargı merciine açılacak davalar için idareye başvuru koşulu yoktur.
  • İdari işlem veya eylemden hakkı muhtel olan kişi davacı; zarara neden olan idare ise davalıdır. İşbu davada dava açabilme ve taraf olma ehliyeti açısından genel kurallar geçerlidir.
  • Tam yargı davası, kanunlarda özel bir düzenleme mevcut değilse idari yargıda açılır ve incelenir. Genel görevli mahkeme ise aksi yönde bir hüküm bulunmuyorsa idari mahkemelerdir. Fakat, özel düzenleme olması şartıyla Danıştay’da ya da adli yargıda da incelenebilen davalar da vardır. Bu noktada bir örnek vermek gerekirse, TMK m.1007 bağlamında devlet sorumluluğuna dair davalar, idari mahkemelerde değil; adli yargıda incelenir.
  • Hazırlanan dava dilekçesi, savunmalar ve davaya dair her türlü belge, Danıştay ya da ait olduğu mahkeme başkanlıklarına yahut bunlara gönderilmek üzere vergi mahkemesi ya da idare mahkemesi başkanlıklarına, bahse konu mahkemeler mevcut değilse asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı ülkelerde Türk konsolosluklarına verilebilir.

Tam Yargı Davasında Dava Açma Süresi

Tam yargı davasında dava açma süresi, idarenin zarara neden olan eylem veya işlemiyle zararın kapsamının tam olarak öğrenilmesini takiben işlemeye başlar. Bahse konu süreleri; idari eylemler sebebiyle idari yargıda tam yargı davası açma süresi, idari işlemler sebebiyle idari yargıda tam yargı davası açma süresi, idari mercilere başvurulması durumunda tam yargı davası açma süresi, iptal davası ile beraber tam yargı davası açma süresi, iptal davasından sonra tam yargı davası açma süresi ve idari sözleşmelerden kaynaklanan tam yargı davası açma süresi olmak üzere altı başlıkta ifade etmek daha açıklayıcı olacaktır.

  1. İdari Eylemler Sebebiyle İdari Yargıda Tam Yargı Davası Açma Süresi

İdari bir eylem sebebiyle hakkı ihlal olan kişi, idari dava yoluna gitmeden önce, bahse konu eylemlerden yazılı bildirim ya da bir başka şekilde haberdar olduktan sonra bir yıl ve her halde beş yıl süre ile idareye müracaat etmeli ve ihlal edilen hakkının yerine getirilmesini talep etmelidir. İlgili tarafından idareye yapılacak bu müracaatın kısmen ya da tamamen reddedilmesi durumunda, bu husustaki işlemin ilgiliye tebliğ edilmesini takiben dava açma süresi içinde dava yoluna gidilebilir.

İdare, ilgilinin başvurusuna otuz gün süre ile yanıt vermezse, otuz günlük sürenin tamamlandığı an itibariyle başvuru reddedilmiş kabul edilir. başvurunun reddedilmiş kabul edilmesini takiben, altmış günlük dava açma süresi içinde dava açılabilir.

  1. İdari İşlemler Sebebiyle İdari Yargıda Tam Yargı Davası Açma Süresi

İdari işlemin ilgiliye tebliğ olunduğu tarih itibariyle, altmış gün içinde idare mahkemesinde; otuz gün içinde vergi mahkemesinde dava açılabilir. Bahse konu süreler hak düşürücü süreler olup genel dava açma süresidir. Fakat, idari işlemler hakkında açılan davalar ile ilgili özel kanun veya özel maddelerde farklı süreler öngörülmüş olabilir. Özel kanun veya özel maddede farklı süreler öngörüşmüşse, genel dava açma süresi yerine bu süreler geçerlilik kazanır.

Ancak, özellikle belirtmekte yarar var ki, özel dava açma süresinin geçerli olabilmesi için, işlemi tesis eden idarenin bu işlemde özel dava açma süresini açıkça göstermiş olması gerekir. Aksi takdirde, idarenin işlemine karşı idare aleyhine açılan tam yargı davalarında genel dava açma süresi geçerlidir. Son olarak, idari işlemin geri alınması adına üst makama müracaat etmesi halinde idari yargıda tam yargı davası açma süresini izah edelim.

Dava yoluna gitmeden önce, davaya konu idari işlemin değiştirilmesi, bir yeni işlem yapılması, kaldırılması veya geri alınması talebiyle üst makama başvurulabilir. Bahse konu başvuru, idari dava açma süresi içinde yapılmalıdır. Üst makama başvurulmasıyla birlikte, işlemeye başlayan dava açma süresi durur. Başvuru makamı otuz gün süre ile yanıt vermez veya olumsuz cevap verirse, ilgilinin talebi reddedilmiş kabul edilir. Bu durumda, başvuruyla birlikte duran dava açma süresi tekrar işlemeye başlar.

İdari işleme karşı ilk olarak iptal davası yoluna gidilmesi durumunda tam yargı davası açma süresi de merak konusudur. İdarece tesis edilen bir işlem sebebiyle hakkı ihlal edilen ilgililer, bahse konu idari işlem hakkında iptal davası açabilir. İptal davasının incelenip karara bağlanmasının ardından, ilgili kararın tebliğini takiben, kararın tebliğ olunduğu tarihten başlayarak altmış gün içinde Danıştay ve idare mahkemesinde; otuz gün içinde vergi mahkemesinde tam yargı davası açılabilir.

       1. İdari Mercilere Başvurulması Durumunda Tam Yargı Davası Açma Süresi

Tam yargı davasına konu bir idari işlem mevcut değilse ya da mevcut olmasına karşın ilgilinin haberi bulunmuyorsa; ilgili tarafından idareye dilekçeyle müracaat edilerek bir işlem tesis edilmesi istenebilir. İdare, işbu başvuruya otuz gün süre ile yanıt vermediği takdirde, başvurunun zımnen reddedildiği kabul edilir. Otuz günlük sürenin sona ermesini takiben altmış gün içinde dava yoluna gidilebilir. Eğer otuz gün içinde idare tarafından yanıt verilirse, cevabın ilgiliye tebliğ olunduğu tarihten itibaren dava açma süresi işlemeye başlar.

İdare, ilgilinin başvurusuna karşı net bir yanıt vermediği takdirde dava açma süresi işlemez. Fakat, işbu sürenin dört ayı geçmesi mümkün değildir.

        2.İptal Davası ile Beraber Tam Yargı Davası Açma Süresi

Tam yargı davası ile beraber iptal davası açılabilir. Bu tür bir durumda, dava açma süresi, idarenin işleminin ilgiliye bildirilmesini takip eden gün itibariyle altmış gündür. Fakat, iptali talep edilen idari işlem vergi hukukuna dair bir işlemse, vergi mahkemesinde dava açma süresi otuz gündür.

         3.İptal Davasından Sonra Tam Yargı Davası Açma Süresi

İdarenin bir işleminden dolayı hakkı ihlal edilen kişi, zarara neden olan idari işlem nedeniyle Danıştay’a, idare mahkemesine ve vergi mahkemesine başvurmak suretiyle iptal ve tam yargı davalarını beraber açabilir. Bunun yanı sıra, evleviyetle iptal davası, iptal davasının incelenip karara bağlanmasının ardından tam yargı davası açılabilir. Bahse konu durumda tam yargı davası açma süresi ise ilk önce açılan iptal davasının neticelendiğinin ilgiliye bildirildiği tarihi takiben altmış gündür.

         4.İdari Sözleşmelerden Kaynaklanan Tam Yargı Davası Açma Süresi

İdari sözleşmeler nedeniyle açılacak tam yargı davalarında da altmış günlük dava açma süresi söz konusudur.

Tam Yargı Davasında Yetkili Mahkeme

Tam yargı davalarında (idari sözleşmelerden kaynaklanan davalar hariç) yetkili mahkeme, sırasıyla şu şekildedir:

  • Zararı meydana getiren idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili idari mahkeme,
  • Zararın, idarenin bir eylemi veya ulaştırma ve bayındırlık gibi bir hizmetin icrası nedeniyle oluşmuşsa, eylemin yapıldığı ya da hizmetin icra edildiği yer idari mahkemesi,
  • Diğer durumlarda ise davacının yerleşim yeri idari mahkemesi.

İdari sözleşmelerden doğan tam yargı davalarında ise sözleşmeyi yapan idarenin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi, davayı incelemekle yetkili mahkemedir.

Tam Yargı Davasının Sonuçları

Tam yargı davasının sonuçlarını, davanın kabulü ve davanın reddi olmak üzere iki başlıkta incelemek yerinde olacaktır.

Davanın Kabulü

Tam yargı davası kabul edilerek esasa dair bir karar verildiği takdirde, idare tarafından gerçekleştirilen eylem, işlem ya da sözleşme ile neticede oluşan zarar arasında nedensellik bağının varlığı kabul edilmiş ve oluşan zarardan idarenin sorumlu olduğu karara bağlanmıştır. Oluşan zararın nasıl giderileceği de yine mahkeme kararıyla belirtilir.

Davanın Reddi

Tam yargı davasının esastan reddine karar verildiği takdirde iki durum söz konusudur: birincisi, hak ihlali tespit edilmemiştir; ikincisi, idarenin sorumluluğunu gerektiren şartlar mevcut değildir. Son olarak, davanın usulden reddi de söz konusu olabilir. Davanın usulden reddedilmesi durumunda, kanunda belirlenen süre zarfında eksik hususlar tamamlanarak tekrar dava yoluna gidilebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

İdarenin bir veya eylemi nedeniyle kişisel hakkı ihlal edilenlerin, maddi ve manevi zararlarının giderilmesi talebiyle açtıkları idari davaya tam yargı davası denir.
Tam yargı davası idare mahkemesinde açılır.
İdarenin eyleminden kaynaklı tam yargı davalarında idareye başvuruda bulunma şartı vardır. Ancak, idari işlem sebebiyle açılacak tam yargı davalarında idareye başvuru şartı söz konusu değildir.