İcra Davası Nasıl Açılır?

İcra Davası Nasıl Açılır?

İcra takibi alacaklı kişinin borçludan alacağını tahsil edemediği durumlarda başvurulan hukuk yoludur. İcra müdürlükleri aracılığı ile başlatılabilen icra takibi alacağın tahsil edilmesini sağlar. İcra takibi işlemlerinde hukuki destek alınması önerilir. Bu nedenle de bir avukatla çalışmak her zaman için yarar sağlar. İcra davası açılırken ilamlı ya da ilamsız icra takibi için neler yapılması gerektiği doğru anlaşılmalıdır. İcra takibi başlatma aşamasında yerine getirilmesi gerekenler vardır.

İlamlı icra takibi mahkeme kararı ile açılan icra takibi olurken ilamsız icra takibi de senetlere ya da belgelere dayalı olarak açılır. İlamsız icra takibi için borçlunun yerleşim yeri icra dairesi yetkilidir. Sözleşmelerle ilgili bir teminat veya para alacağı için sözleşmenin yapıldığı yerdeki icra dairesine müracaat edilir. İcra davasını ilgilendiren çeşitli konularda İcra İflas Hukuku devreye girer. Bu tür davalar karmaşık yapıları gereği deneyimli bir avukat aracılığı ile takip edilmelidir. Kişi haklarının korunması, savunulması ve hakların sınırlarının bilinebilmesi bu sayede mümkündür. 

Ödeme Emri

İcra İflas Hukuku kapsamında olan icra takibi davaları açılmadan önce ödeme emri gönderilmesi gerekir. İcra Müdürlüğü vasıtası ile gönderilen ödeme emri borçluya borcunu ödemesi için tanınan süreyi belirler. Ödeme emrinde yer alan bilgiler doğrultusunda borçlu ne tür bir hukuki sürece dâhil olduğunu anlar.

Ödeme emrinde borcun türüne yer verilirken tutarı, borcun ödeneceği yer, ödeme emrine karşılık davanın hangi mahkemelerde açılabileceği yer alır. Ödeme emri borçlunun eline ulaştığında yasal itiraz süresi başlar. Borçlu borcunu öderse takip durur. Borçlunun borcuna itiraz etmemesi ve ödemeyi gerçekleştirmemesi durumunda ise süreç devam eder.

İlamsız İcra Takibi

İlamsız icra takibi açmak isteyen alacaklı kişinin direkt olarak icra dairesine başvurması gerekir. Alacaklının ilamsız icra takibi başlatabilmesi için mahkemeye dava açmasına gerek yoktur. İcra ve İflas Hukuku icra davaları ile ilgili olan ve bilinmesi gereken ayrıntıları açıklığa kavuşturmaktadır.

Bu kapsamda ilamlı ya da ilamsız icra takibinin hangi yollarla başlatılabileceği, dava açılacaksa hangi mahkemelere başvurulması gerektiği açıklanır. İcra davaları alacaklı ve borçlu kişi arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların giderilmesi amacı ile açılır. Bu davaların sonucunda alacaklı kişi hukuken haklı ise borçlu kişiden alacağını tahsil edebilir. 

İlamlı İcra Takibi

İlamlı icra takibi de İcra ve İflas Hukuku kapsamında yer alan konulardan biridir. Alacaklı kişinin alacağını borçludan tahsil edebilmesi için mahkemeye dava açması ve bunun ilamının yapılması nedeni ile bu icra yolu ilamlı icra takibi olarak tanımlanır. İcra alacakları tahsil edileceği zaman devletin kurumları aracılığı ile bu işlemler yapılır.

İcra dairelerinin görevi icra alacakları tahsil edileceği zaman devreye girer. İcra Hukuku kapsamında alacaklının hakları korunur. İcra takibi gönderilen borçlu kendisine tanınacak yasal süresi içerisinde itirazını gerçekleştirmiş olmalıdır. Borçlunun itiraz süresini kaçırması söz konusu ise geçerli bir nedene dayanması durumunda gecikmiş itiraz isteğinde bulunabilmesi mümkündür. 

İcra Davası

İcra ve İflas Hukuku kapsamında yer alan icra davaları açılırken öncelikle başvuruların eksiksiz ve tam olarak yapılması gerekir. İcra davalarında ilk olarak hangi türde bir dava açılacağının belirlenmiş olması gerekir. Belirlenecek icra türüne bağlı olarak mahkemenin talep edeceği belgelerin tamamlanması icap eder.

Alacaklı kişi ilamlı icra takibine yönelik bir dava açacaksa öncelikle ödeme emirlerinin borçluya gönderilmesi gerekir. Bu işlem noter kanalı ile yapılır. Borçlu kişi 7 gün içerisinde ödeme emrine itiraz ederse bu defa dava açılamamaktadır. Borçlu kişinin ödeme emrine itiraz etmemesi durumunda ya da borcunu ödememeye devam ederse icra takibi başlatılabilir. 

Rehnin Paraya Çevrilmesi ve İcra Takibi

Alacağını rehinle temin etmiş olan alacaklılar söz konusu ise onlar için ayrı bir icra takibi uygulanması gerekir. Rehinli alacakları ilgilendiren bu yol diğer alacakların tahsilinde kullanılmamaktadır. Rehinli alacaklıları ilgilendiren bir diğer durum da doğrudan ilamlı icra yolu ya da ilamsız icra ve iflas yoluna başvuramamalarıdır.

Öncelikle rehnin paraya çevrilmesi gerekir. Kanunda bazı istisnalar olsa da öncelik rehnin paraya çevrilmesindedir.  Rehnin paraya çevrilerek takibi ilamlı ya da ilamsız takip olarak yapılır. Rehin alacaklısının rehnin satılması ve alacağının ödenmesini isteme hakkı bulunurken borç vadesinde ödenmezse bu yola başvurabilir. 

İhtiyati Haciz Kararı

İhtiyati haciz kararı geçici bir hukuki koruma yöntemidir. Alacaklının alacağını alabilmesi için icra ve iflas hukukunda bu tür bir uygulamaya yer verilmektedir. Bu uygulama ile borçlunun mal kaçırması engellenirken alacaklı da alacağını tahsil edebilme fırsatı elde eder. Mahkeme ihtiyati haciz kararı verdiğinde buna itiraz edebilme hakkı bulunur. Haciz tutanağına ilişkin tebligat gerçekleştikten sonra 7 günlük sürede itiraz etme hakkı bulunur.

İhtiyati haciz kararı veren mahkemeye yapılabilen bu itiraz işlemini borçlu olan taraf ve menfaati ihlal edilenler yapabilir. İhtiyati haciz kararı konusunda yetkili mahkeme takibin konusu olan borcun kaynağına bağlı olarak yetkili icra dairesi olurken görevli mahkemeler ise Asliye Hukuk ya da Asliye Ticaret Mahkemeleri olur. Ticari davalar söz konusu ise Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir Tacir olmayan kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda ise Asliye Hukuk Mahkemelerine başvurulur. 

İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz Kararı

İhtiyati haciz kararı ile ihtiyati tedbir kararı arasında bazı farklar bulunur. Her iki uygulama ile yapılmak istenen tedbir almak olurken ihtiyati hacizde para borcuna ilişkin konular dikkate alınır. İhtiyati tedbir kararı ise para borcunun dışında olan alacakları da ilgilendirir. İhtiyati tedbir alınacağı zaman davaya konu mal ile ilgili talep oluşturulur.

İhtiyati hacizde ise haciz alacak davası açılmadan önce ve icra takibi başlatmadan talepte bulunulur. İhtiyati tedbir uygulaması sırasında taraflar arasında uyuşmazlığa konu olan mal hakkında karar alınması talep edilirken ihtiyati hacizde alacaklı borçlunun herhangi bir malının üzerinde tedbir kararı alınmasını talep edebilir.

İcra Davası Türleri

  • İcra Takibi Davası
  • İcra Takibine İtiraz Davası
  • İtirazın Kaldırılması Davası
  • Menfi Tespit Davaları
  • İstirdat Davaları
  • İstihkak Davaları
  • Kiranın Ödenmemesi Sebebi ile İcra Takibi
  • Tahliye Davaları
  • Rehnin Paraya Çevrilmesi 
  • İhtiyati Haciz Kararı

İcra Takibine İtiraz

İcra takibine itiraz etme hakkı borçluya tanınmış bir haktır. İlamsız icra takiplerinde itiraz etmek isteyen borçlunun yapması gereken borcun tamamı ya da bir bölümü için 7 günlük yasal süresi içinde yazılı ve sözlü itiraz yoludur. İtirazın yapılması ile takip süresi duracağından bu defa alacaklı kişinin dava açması gerekli olur.

Alacaklının dava açma hakkı 6 aylık süre boyunca devam eder. Alacaklının dava açması durumunda ise alacağını ispat etme yükümlülüğü bulunmaktadır. İlamlı icra takiplerinde ise borcun varlığına itiraz edilemezken borçlu borcunu ödediğinde takip durur. 

İpotek İcra Takibi ve İcra Davaları

İlamsız icra için yetkili olan icra daireleri ipoteği ilgilendiren ilamsız icra takiplerinde yetkilidir. Bunun yanı sıra taşınmazın bulunduğu yer mahkemelerine de başvurulabilir. İcra takibine yönelik olarak borçlu taraf borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş ise itirazın iptaline yönelik görev alan mahkemenin icra dairesinin yetkisine yönelik yapılan itirazı incelemesi icap eder.

Mahkemenin icra dairesinin yetkisiz olduğuna karar vermesi durumunda ise ortada geçerli bir icra takibi kalmaz. Bu durumda da o takibe dayalı itirazın iptali davası reddedilmelidir. Ticari işletmeler söz konusu olduğunda tüm fiillerin yanı sıra prosedürlerin ticari işler arasında kabul edildiği görülmektedir. Bu durum Türk Ticaret Kanunu uyarınca düzenlenir. 

İtirazın İptali / İtirazın Kaldırılması 

Ticari davalarda Asliye Ticaret Mahkemeleri görev yapar. Ticari işletmeyi kendi adına işleten tacir olarak tanımlanırken alacaklı tarafından yapılmış olan ödeme emrine itiraz edilmesi süresi içinde olduğunda takibin durdurulması gerekir. Borçlunun borcun bir kısmına itiraz etmesi durumunda kabul ettiği miktar üzerinden işlemlere devam edilir.

İtirazın iptali davası açıldığında ve mahkeme borçlunun itirazının haksız olduğuna hükmederse mahkemenin hükmettiği meblağın %20’sinden az olmamak kaydıyla tazminat öder. Alacaklı açısından ise takip işlemleri ile ilgili olarak haksız ve kötü niyet görüldüğünde mahkemenin hükmettiği miktarın %20’sinden az olmamak kaydı ile tazminat ödetilir. 

Kiranın Ödenmemesi Sebebi ile İcra Takibi

Konut ve çatılı iş yerlerinde kiracı kirasını ödemediğinde kendisine ödenmeyen kira bedelleri için bir ödeme emri gönderilir. Kiracıya 30 günlük yasal süresi içinde borcunu ödemesi tebliğ edilmiş olur. Kiracı kendisine verilen 7 günlük itiraz süresi içinde bu tebligata itiraz edebilir. Kiracı borcunu ödemediğinde ya da tebligata itiraz etmediğinde kendisine dava açılır. Tahliye talebi ile açılacak olan bu dava İcra Mahkemesi’ne açılır. İcra Mahkemesi’nin vereceği tahliye kararı ise icra dairesi vasıtası ile neticelendirilmektedir. 

İcra Takibinin İptali ve İcra Davaları

Borçlu icra takibinin iptalini isteyeceği zaman icra dairesinin bulunduğu yerdeki İcra Hukuk Mahkemesi’ne başvurur. Takip netleştikten sonra borçlunun alacaklının kendisine bir mühlet verdiğine dair resmî belge sunması durumunda icra mahkemesinden takibin iptalini isteme hakkı bulunur. İcra takibinin iptali istenecekse paraların paylaştırılmasından önce bu işlem yapılmalıdır. İcra Hukuk Mahkemesi’nin takibin durdurulmasına yönelik olarak bir ihtiyati tedbir kararı veremediği görülmektedir.

Borçlunun takibin iptaline yönelik olarak İcra Hukuk Mahkemesi’ne müracaat etmiş olması icra takibini durdurmamaktadır. Borçlu takibin iptalini istediğinde ve bu isteği reddedildiğinde alacaklıya yönelik olarak genel mahkeme aracılığı ile menfi belirleme davası açar. İlam yolu ile takip başlatıldığında borçlunun hüküm tarihinden sonra gerçekleşen itfaya bağlı olarak icra emrine itiraz etme hakkı bulunur. 

Kıymet Takdirine İtiraz ve İcra Davaları

Kıymet takdiri tebliğ edildiğinde ilgili kişilerin tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük yasal süresi içerisinde raporun düzenlendiği icra dairesindeki tetkik merciine şikâyet hakkı bulunur. Kıymet takdirine itirazın yanı sıra şikâyetlerin yapıldığı merci Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Kıymet takdirine itiraz olarak adlandırılan uygulama Sulh Hukuk Mahkemesi’nin verdiği ortaklığın giderilmesine yönelik kararlara bağlı satışlarda ortaya çıkar.

Şikâyetin gerçekleşmesinin ardından 7 günlük yasal süresi içinde tekrar bilirkişi incelemesi talep edilebilir. Bunun için mahkeme veznesine gerekli masraf ve ücretler ödenmelidir. Bu işlem yapılmadığında şikâyetin reddi söz konusu olur. Kıymet takdiri kesinleşmiş ise bu durumda yeniden istenebilmesi için bir yıllık sürenin geçmesi beklenmelidir. İcra tetkik merci karar verdiğinde bu kesin olarak kabul edilir. Bu karar temyiz edilememektedir.

İhalenin feshedilmesine sebep olan durum ise kıymet takdirine itirazın incelenmeden reddedilmesidir. Kıymet takdiri ve satış zamanı arasında geçecek olan iki yıllık süreden sonra borçlunun talep etmemiş olmasına rağmen İcra Dairesi tarafından kıymet takdiri yapılabilir. Bu durum esas alınarak satışa gidilebilmektedir. İcra davaları kapsamı bakımından karmaşıktır. Bu nedenle deneyimli bir İcra avukatı tarafından temsil edilmek hak kayıplarının önüne geçilebilmesi adına önemli bir aşamadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Borçlu hakkında icra takibi başlatıldıktan sonra kendisine ödeme emri tebliğ edilir. Borçlu, kendisine tebliğ edilen ödeme emrini takiben 7 gün süre ile itiraz hakkına sahiptir. Borçlu, 7 gün içinde icra takibine itiraz ettiği takdirde icra takibi durur. Alacaklı, borçlunun itirazı ile duran icra takibine tekrar devam edilmesi adına itirazın kaldırılması davası açabilir.
İcra davası, genel olarak borçlu ile alacaklı ilişkilerinde söz konusu olan; borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde alacaklı tarafından borcun tahsili amacıyla ve talebiyle açılan davadır.
İcra sebebiyle ilgilinin hapis cezasına mahkûmiyeti için belirli koşulların gerçekleşmesi ve borçlunun kötü niyetli olması gerekir. Ancak bu durumda hapis cezası söz konusu olur ki, icra sebebiyle borçluya uygulanacak hapis cezası ise tazyik hapis cezasıdır. Tazyik hapis, ancak 3 ay süre ile uygulanabilir.