Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu ve Cezası

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu ve Cezası

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu seçimlik hareketli bir suç olurken serbest hareketli suçlar arasında kabul edilir. Suçta manevi unsur ise genel kasttır. Fail suçun unsurlarını bilmeli ve istemelidir. Hürriyetin tehdit edilmesi suçunda kişi bir yere gitme özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği gibi bir yerde kalma hürriyetinden de engellenebilir.

Kişi kendi özgür iradesi ile serbestçe hareket edebilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 109. Madde uyarınca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu düzenlenir. Her birey kendi istek ve hür iradesi doğrultusunda hareket etme hakkına sahiptir.

Suçla korunan hukuki değer, kişilerin kendi iradesi ve arzusu kapsamında hareket edebilme özgürlüğü olurken hukukun izin vermediği hallerde bu özgürlüğü elinden alınamaz. Her birey bir yerde kalma ya da bir yere gitme konusunda tercih yapabilme serbestliğine  sahiptir.

Bu suç işlendiğinde bireyin hür istek ve iradesi ile hareket etme özgürlüğü zarar görür. Bir kimse hukuka aykırı bir biçimde bir yere gitmek, ya da bir yerde kalmak konusunda zorlanamaz. Bu suç işlendiğinde fail, mağdurun serbestçe hareket etmesini engeller. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu aynı zamanda hürriyeti tehdit suçu olarak da kabul edilir.

Söz konusu suç tipinde bireylerin kendi istekleri ve serbest iradeleri doğrultusunda hareket etme özgürlüğünün güvence altına alındığı görülmektedir. Bu suç oluşurken hukuka aykırı olarak seçimlik hareketlerden biri uygulanmış olmalıdır.

TCK 109 Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

Türk Ceza Yasası uyarınca kişinin özgür iradesi ve isteği ile hareket etmesi engellendiğinde bu fiil cezalandırılır. Kişi hürriyetinden yoksun kılındığında suç oluşur ve suçla ihlal edilen kişin istek ve iradesi ile hareket edebilme özgürlüğüdür. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu Kanun’da şu şekilde düzenlenmiştir:

(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Bu suçun;

a) Silahla,

b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı,42

f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.

(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.

(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Türk Ceza Kanunu m. 109’da düzenlenen suçun faili herkes olabilir. Bu sebeple suçun faili kapsamında herhangi bir özellikten bahsedilmez. Suç nitelikli olarak işlendiğinde ise verilen cezada artışa gidilir. Bu durumda ağırlaştırılmış bir ceza ortaya çıkar.

Suçun mağduru da faili gibi herkes olabilmektedir. Mağdurun çocuk olması ya da beden ve ruh sağlığı bakımından kendini koruyamayacak durumda olması halinde ise suç nitelikli hale geleceğinden verilen ceza miktarı artar. Suçla potansiyel hareket özgürlüğü koruma altına alınmaktadır. Suçun oluşumu için yeterli olan sebep failin yasaya aykırı biçimde mağdurun hareket serbestisini kısıtlamasıdır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Unsurları

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu unsurları bakımından maddi ve manevi unsurlar olarak ayrılır. Suçun maddi unsurundan söz edileceği zaman bir kimsenin yasaya aykırı biçimde bir yere gitme ya da bir yerde kalma özgürlüğünün kısıtlanmasından bahsetmek gerekecektir.

Kişi hürriyetinden kısa süreli olarak ya da uzun süreli mahrum bırakılabilir. Suç oluşurken bu durumun bir önemi bulunmaz. Anlık tutma söz konusu ise suç oluşumundan söz edilemez. Suçun icrai veya ihmali bir hareketle işlenebilmesi mümkündür. Serbest hareketli suçlar arasında yer alan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu çeşitli biçimlerde işlenebilir.

Suç kesintisiz suçlar arasında yer alırken kesintinin gerçekleşmesi fiilin sonlanması anlamına gelir. Suç işlendiğinde kesinti failin iradi hareketi ile olabileceği gibi dış etkenler vasıtası ile de gerçekleşebilir. Suç unsurlarından biri de hukuka aykırılıktır. Yasalarda belirtilen koşullar sağlandığı takdirde suç oluşur. Kişinin hukuka aykırı bir biçimde hürriyetinden yoksun bırakılması suçun oluşumu için yeterlidir.

Kişi hürriyetinden yoksun bırakıldığında suç kasten işlenmiş kabul edilir. Bu suç kasten işlenebilen suçlar arasında yer alır. Failin suçla mağduru bir yere gitme veya bir yerde kalma hürriyetini elinden alması gerekir.

Fail bilerek ve isteyerek mağdurun hareket serbestisini ortadan kaldırmalıdır. Doğrudan ya da olası kast olması fark etmez. Suç cinsel amaçla işlendiğinde verilen cezada artışa gidilir. Suçun terör amacı ile işlenmesi durumunda da terör suçu olarak değerlendirilmesi söz konusudur.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Nitelikli Haller

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu nitelikli olarak işlenebilen suçlardan biridir. Ceza artışına yol açan nedenler de çeşitlidir. Fail mağdura karşı cebir, tehdit ya da hile kullanmak sureti ile bu suçu işlediğinde verilen ceza artar.

Cebir kullanıldığında bunun sürekli olmasına bakılmaz. Başlangıçta mağdurun direncini kırmak için kullanılmış olması cebrin varlığı için yeterli bir sebeptir. Tehdit kullanıldığında mağdurun veya bir yakınının bunun etkisi altında olması mümkündür.

Tehdit mağdur veya yakının hayatı üzerinde olabileceği gibi vücut bütünlüğü, onur, haysiyet ve şerefi üzerine de gerçekleşebilir. Hile ise bir kişiyi aldatma amacı ile kurulan düzen, entrika olarak adlandırılır. Hile ile bir kimse bilerek ve isteyerek aldatılmaktadır. Yanıltma sırasında ise söz veya araç kullanılması mümkündür. Hile uygulandığında mağdur üzerinde oluşacak yanlış bir kanı söz konusudur.

Oluşan yanlış kanı ile mağdur belirli bir davranış modeline yönlendirilirken aynı zamanda buna zorlanır. Hile gerçekleştirilirken doğrudan mağdur üzerine ya da üçüncü bir kişiye yönelmesi mümkündür. Ayrıca altını çizmekte fayda var ki suça ilişkin soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ceza avukatından yardım almak çok daha faydalı sonuçlar verecektir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Silahla İşlenmesi

TCK 109/3-A uyarınca kişi hürriyetinden yoksun bırakılacağı zaman suçun silahla işlenmesi nitelikli haller arasındadır. Bu durumda ağırlaştırılmış bir ceza verilir. Silah suçun işlenmesini kolaylaştıran bir araç olurken mağdurun korkmasına ve üzerinde etki yaratmasına neden olur.

Bir silah etkisi oluşturmaya yetecek her araç silah olarak kabul edilir. Silah mekanik bir araç olabileceği gibi kimyasal nitelikte bir şey de olabilmektedir. Silah, taşınabilir olmalıdır. Somut olayın özellikleri dikkate alındığında kullanılan aracın yaratmış olduğu tehlike sebebi ile yargılama sırasında kullanılan obje değerlendirilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin konu hakkında vermiş olduğu 03.11.2020 tarihli kararı şöyledir:

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Sanık hakkında silahla tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede;

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’ nun 03.06.2008 gün ve 2008/6-94 Esas, 2008/160 sayılı kararında belirtildiği üzere temyiz incelenmesini yapan Yargıtay Ceza Dairesince verilen bozma ilamına karşı direnme hakkı bulunan mahkemenin uyma kararı vermesi halinde bozma ilamına uygun şekilde işlem yaparak karar verme yükümlülüğü doğduğu ve bu durumda mahkemece sonradan uyma kararının bir kısmından veya tümünden açıkça veya fiili olarak dönülemeyeceği gibi uyulmasına karar verilen bozma ilamına da direnilemeyeceği dikkate alındığında, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 29.01.2013 tarihli kararıyla sanığın silahla tehdit eyleminin cebir ve tehditle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun ağırlaştırıcı nedeni olduğu gözetilmeden ayrıca hüküm kurulduğu ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükmün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ nun 110. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinden bozulduğu, yerel mahkemece 23.07.2014 tarihli celsede, Yargıtay Kararına uyulmasına karar verildiği halde, bozma ilamına uygun şekilde karar verilmeyerek,

1-Sanığın silahla tehdit eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun tehdit unsuru içinde kaldığı gözetilerek, sadece kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulması gerekirken tek olan fiilin bölünerek tehdit suçundan beraat hükmü kurulması suretiyle CMK.nın 225/1 maddesine aykırı hareket edilmesi,

2-Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdur …’nu şahsına zararı dokunmaksızın kendiliğinden evine getirerek güvenli bir yerde serbest bırakan sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ nun 110. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Yasaya aykırı, sanık ve müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Birden Fazla Kişiyle İşlenmesi

Fail bu suçu işlerken birden fazla kişi ile hareket ettiği takdirde verilen cezada artışa gidilir. Suçun birden fazla kişiyle işlenmesi suçu nitelikli hale getirmektedir. TCK 109/3-b kapsamında suç en az iki kişi ile işlendiği takdirde birden fazla kişinin varlığından söz edilebilir.

Suçun birden fazla kişiyle işlenmesi failin işini kolaylaştırırken mağdurun savunmasını zorlaştırmaktadır. Bu husus dikkate alındığında ise faile verilen cezada artışa gidilmesi söz konusu olacaktır. İki kişiden biri suça azmettiren veya yardım eden sıfatında ise nitelikli hal uygulanmaz. Nitelikli halin uygulanması için fiil iki veya daha fazla kişi ile beraber işlenmelidir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Kamu Görevi Sebebi ile İşlenmesi

TCK 109/3-c kapsamında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kamu görevi sebebi ile işlendiğinde verilen ceza artar. Mağdurun kamu görevlisi olması durumunda faile verilen cezanın ağırlaştırılması söz konusu olur.

Mağdurun yerine getirmiş olduğu kamu görevi sebebi ile hürriyetinden mahrum bırakılması durumunda mağdurun yalnız kamu görevlisi olması yeterli değildir. Suç mağdurun yerine getirmekle yükümlü olduğu kamu görevine istinaden işlenmiş olmalıdır.

Suçun Kamu Görevinin Sağladığı Nüfuzu Kötüye Kullanarak İşlenmesi

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun ağırlaştırılmış bir cezaya konu olması için kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması yeterlidir. Fail, fiili işlediği sırada kamu görevlisi ise ve sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanma maksadına sahipse suç işlenmiş kabul edilir.

Fail suçu işlerken hem kamu görevlisi olmalı hem de kamu görevinin kendisine sağlamış olduğu nüfuzu kullanmalıdır. Her iki unsurun bir arada olması suç işenirken aranan koşuldur.

Üstsoy, Altsoy ve Eşe Karşı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

Suçun ağırlaştırılmış hallerinden biri de üstsoy, altsoy ya da eşe karşı işlenmiş olmasıdır. Fiil bu şekilde işlendiği takdirde nitelikli hallerden söz edilmesi gerekir. Bu durumda da verilen cezada artışa gidilir. Eşe karşı uygulanacak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu için eşin resmi nikahlı olması gerekir. Taraflar arasında ayrılık kararı verilmiş olsa da suç işlenmiş ise nitelikli haller geçerlidir.

Çocuğa veya Beden ve Ruhsal Bakımdan Savunmasız Birine Karşı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

Suçun nitelikli halleri arasında yer alan çocuğa karşı veya beden ve ruhsal bakımdan savunmasız birine karşı işlenmesi durumunda verilen ceza oranı artar. Yasa, 18 yaşını doldurmamış olan bireyleri çocuk olarak kabul etmektedir.

Suç kendisini korumaktan aciz bir kişiye karşı işlendiğinde de verilen cezanın artırılması söz konusu olmaktadır. Mağdur suç işlenirken kendini savunamayacak duruma düştüğünde ve bunda kendi kusuru olması halinde de nitelikli halin varlığından söz edilmesi gerekir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Mağdurun Ekonomik Kayba Düşmesi

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda mağdurun ekonomik kayba düşmesi de suçu nitelikli hele getirmeye yeten bir durumdur. Bu suç işlendiğinde mağdur önemli bir ekonomik kayba düşerse verilen ceza miktarı artar.

Cinsel Amaçla İşlenen Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

TCK 109/5 uyarınca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu cinsel amaçla işlenmiş ise verilen ceza oranı artacaktır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu çeşitli biçimlerde işlenebilen bir suçtur. Bazı durumlarda suçun işleniş biçimi nitelikli hallerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.

Bunlardan biri de cinsel amaçla suç işlenmesidir. Fail suçu işlerken cinsel arzularını tatmin gayesi güderse bu durum cinsel amaçla işlenmiş kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu kapsamında değerlendirilir ve ağırlaştırılmış ceza uygulanır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Etkin Pişmanlık

TCK 110 uyarınca fail suçu işlediğinde ve bu suç nedeni ile soruşturma açılmadan önce mağdurun şahsına zarar vermemek sureti ile ve kendi iradesi doğrultusunda mağduru güvenli bir yere bıraktığında cezada indirime gidilebilir. Bu durumda faile verilecek cezada 2/3 oranında indirim yapılmaktadır. Şahsi cezasızlık nedeni olarak uygulanan bu durum etkin pişmanlık düzenlemesi kapsamında yer almaktadır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin konuya ilişkin 03.11.2020 tarihli kararı şu şekildedir:

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, silahla tehdit

HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Sanık hakkında silahla tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede;

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’ nun 03.06.2008 gün ve 2008/6-94 Esas, 2008/160 sayılı kararında belirtildiği üzere temyiz incelenmesini yapan Yargıtay Ceza Dairesince verilen bozma ilamına karşı direnme hakkı bulunan mahkemenin uyma kararı vermesi halinde bozma ilamına uygun şekilde işlem yaparak karar verme yükümlülüğü doğduğu ve bu durumda mahkemece sonradan uyma kararının bir kısmından veya tümünden açıkça veya fiili olarak dönülemeyeceği gibi uyulmasına karar verilen bozma ilamına da direnilemeyeceği dikkate alındığında, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 29.01.2013 tarihli kararıyla sanığın silahla tehdit eyleminin cebir ve tehditle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun ağırlaştırıcı nedeni olduğu gözetilmeden ayrıca hüküm kurulduğu ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükmün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ nun 110. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinden bozulduğu, yerel mahkemece 23.07.2014 tarihli celsede, Yargıtay Kararına uyulmasına karar verildiği halde, bozma ilamına uygun şekilde karar verilmeyerek,

1-Sanığın silahla tehdit eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun tehdit unsuru içinde kaldığı gözetilerek, sadece kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulması gerekirken tek olan fiilin bölünerek tehdit suçundan beraat hükmü kurulması suretiyle CMK.nın 225/1 maddesine aykırı hareket edilmesi,

2-Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdur …’nu şahsına zararı dokunmaksızın kendiliğinden evine getirerek güvenli bir yerde serbest bırakan sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ nun 110. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Yasaya aykırı, sanık ve müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Özel Görünüş Şekilleri

  • Teşebbüs

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun tamamlanma ve bitme anı birbirinden farklıdır. Bu suçta teşebbüs mümkün olurken kesintisiz bir suç olarak görülmektedir.

Suçun oluşması bakımından mağdurun hürriyetinden yoksunluğunun uzun ya da kısa bir süre boyunca devam etmiş olması gerekir. Mağdurun iradesi dahilinde hareket etme özgürlüğü kısıtlandığında suç gerçekleşmiş olur. Bu ana kadar yapılan hareketler ise teşebbüs olarak adlandırılmaktadır.

  • İçtima

Fail bu suçu işlerken kasten yaralama suçuna yönelik haller ortaya çıkarsa ayrıca kasten yaralama suçu sebebi ile de yargılanır. Suç aynı kişiye karşı farklı zamanlarda işlendiği takdirde ya da birden fazla kişiye karşı tek bir fiil uygulanmak sureti ile işlendiğinde müteselsilen işlenmiş kabul edileceğinden zincirleme suç hükümleri uygulanmaktadır.

Cebir ve tehdit kullanılması halinde suç nitelikli hale geldiğinden ve verilen ceza buna göre artırıldığından faile ayrıca cebir ve tehdit sebebi ile ayrı bir ceza verilmez. Fail cinsel amaçla suçu işlemiş ise suça nitelikli hallerden ceza verilir. Fail ayrıca cinsel içerikli hareketleri de mağdura karşı gerçekleştirmiş ise cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar kapsamında da cezalandırılması gerekir.

  • İştirak

Bu suçta suça iştirak her şekilde olabilir. İştirak açısından bu suç bir özellik taşımaz. Suç işlerken failler birlikte hareket etmiş olabilir. Faillerden biri diğerinin eylemine katılabileceği gibi yardım da etmiş olabilir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda faizler çeşitli biçimde hareket etmiş olabilir. Birden fazla kişi birlikte müşterek fail olma sıfatı ile bu suçu işledikleri takdirde cezalarında artışa gidilir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Cezası

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu temel şekli ile işlendiğinde 1-5 yıl hapis cezası verilir. Suç nitelikli olarak işlenmiş ise 2-7 yıl aralığında hapis cezası öngörülür. Suçu nitelikli hale getiren unsurlar çeşitlidir. Fail suçu işlerken cebir, tehdit ve hile kullandıysa verilen ceza 2-7 yıl aralığında hapis cezası olur.

Fail suçu işlerken silah kullanmış ise veya birden fazla kişiyle suçu işlediğinde, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kullanırsa, üstsoy, altsoy, eşe karşı suç işlerse, çocuğa ya da beden ve ruh sağlığı bakımından kendini koruyamayacak birine karşı suçu işlerse verilen ceza bir kat artar.

Suçun mağdurunun ekonomik bir kayıp yaşaması durumunda ayrıca 1000 güne kadar adli para cezası verilebilir. Suç cinsel amaçla işlenmiş ise verilen ceza yarı oranda artar. Suç cinsel amaçla işlenirse verilen ceza yarı oranda artırılır. Bu suç kasıtlı bir suç olması nedeni ile faile verilen cezada belli haklardan yoksunluk söz konusu olur. Yoksunluk hali verilen hapis cezasının infazı bitene kadar devam eder.

Suç kamu görevinin sağlamış olduğu nüfuzun kötüye kullanılması yoluyla işlendiği takdirde verilen cezanın yarı nispette ya da bir katı oranında hak yoksunluğu uygulanır. Suç işlenirken kasten yaralama suçu da oluşmuş ise ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler de uygulanmaktadır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Zamanaşımı

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma cezası temel şekli ile işlendiğinde dava zamanaşımı süresi suç işlendiği tarihte başlar ve 8 yıldır. Dava zamanaşımını kesen nedenler varsa bu durumda en fazla 12 yıl dava zamanaşımı süresi vardır. Suç nitelikli olarak işlenmiş ise dava zamanaşımı süresi suçun işlendiği tarih esas alınmak sureti ile 15 yıldır. Dava zamanaşımı kesen sebepler varsa bu durumda dava zamanaşımı süresi en fazla 22,5 yıldır.

Fail suçu işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş fakat henüz 15 yaşını tamamlamamış ise yukarıda sayılan sürelerin yarısı dava zamanaşımı süresi olarak geçerlidir. Failin 15 yaşını doldurmuş olduğu ve 18 yaşını tamamlamadığı hallerde ise dava zamanaşımı süresi için yukarıda sayılan sürelerin 2/3’ünün geçmesi gerekir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Görevli Mahkeme

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir. Bu suç şikayete tabi suçlar arasında değildir. Soruşturması re ’sen yapılan bu suç ceza davası kapsamında yer alır.

Suç oluştuğunda savcılık makamı re ‘sen soruşturma başlatabilir. Savcılığın suça istinaden haber almasının ardından başlatacağı soruşturma kapsamında suç şüphesi için yeterli delil olması halinde savcılık makamı iddia makamı sıfatı ile kamu davası açar.

Ceza davalarının bir diğer özelliği de kamu davası niteliğine haiz olmasıdır. Bazı suçlar sebebi ile kamunun zarar görmesi istenmediğinden kamu düzeninin sağlanması ve korunması yasalarla gerçekleştirilir.

Bu sebeple kamunun zarar gördüğü düşünüldüğü takdirde devlet yetkili organları vasıtası ile ve yasalar çerçevesinde kamuyu korur. Toplum kamuyu oluşturur. Toplumda meydana gelecek bozulmalar ve düzensizlikler devletin varlığı için tehlike teşkil eder.

Devletin varlığı ve devamlılığı esastır. Bu sebeple de kamuyu oluşturan toplumun zarar görmemesi için korunması gerekir. Bu koruma işlemi yasalar aracılığı ile olurken savcılık makamı devletin yetkili organı olarak görev yapar.

Kamu davalarında şikayetten vaz geçilmesi davanın düşmesine sebep olmaz. Dava sonuçlanan kadar görülür ve savcılık makamı da bu davalarda iddia makamı olarak dava sonuna kadar müdahil olur.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu işlendiğinde terör amacı söz konusu ise ve terör örgütü faaliyetleri çerçevesinde bu suç işlendiği takdirde terör suçları işlenmiş olur. Bu tür bir durumda ise yetkili mahkeme Adalet Bakanlığı teklifi ile ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenen Ağır Ceza Mahkemeleri olmaktadır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Adli Para Cezası, HAGB, Erteleme

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu hukuka aykırı olarak bir kişinin bir yere gitmesi ya da bir yerde kalmasının engellenmesi sureti ile işlenebilir. Kişi bir yere kapatıldığında, bir yerde rızası dışında tutulduğunda, bir yere götürüldüğünde ve bu eylemler hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilirse suç işlenmiş demektir.

Adli para cezası hükümleri tek başına ya da hapis cezası ile uygulanabilen türde yaptırımdır. Temel hali ile işlenmiş bir kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunda hapis cezası alt sınırdan verilmiş ise adli para cezasına çevrilebilmektedir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması olarak da bilinen HAGB kararları kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu sebebi ile uygulanabilir. HAGB, uygulandığında sanık hakkındaki hükmolunan ceza belli bir denetim süresi içerisindeyken sonuç doğurmaz.

Denetim süresi içindeki tanığın belirli yükümlülükleri yerine getirmesi gerekir. Sanık hakkında hükmolunan cezanın 2 yıl ve altında olduğu hapis cezalarında HAGB kararı verilebilir.

Sanık hakkında mahkemece hükmolunan ceza cezaevinde infaz edileceği zaman bundan şartlı olarak vaz geçilmesi erteleme olarak adlandırılır. Bu suça istinaden verilecek ceza 2 yıl ve altında hapis cezası ise verilen hapis cezasının ertelenebilmesi mümkündür.

Yargıtay Kararları

Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu hakkında vermiş olduğu 27.06.2019 tarihli kararı şöyledir:

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde basit cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (suça sürüklenen çocuk … ile sanık …); beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde basit cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli yağma (suça sürüklenen çocuk …); beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde basit cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, özel hayatın gizliliğini ihlal (suça sürüklenen çocuk …); kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit (sanık …); kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, kasten yaralama (sanık …)

HÜKÜM : Suça sürüklenen çocuk … ile sanık …’in basit cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetlerine, suça sürüklenen çocuk …’ın basit cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli yağma suçlardan mahkumiyetine, suça sürüklenen çocuk …’in basit cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetine, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına; sanık …’in kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine, tehdit suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanık …’in kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine, tehdit ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına

İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle, 28.06.2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanunla getirilen düzenlemeler de gözetilerek dosya incelendi;

Suça sürüklenen çocuk … hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal, sanık … hakkında tehdit ve sanık … hakkında tehdit, kasten yaralama suçlarından dolayı 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesine göre verilen hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların aynı Kanunun 231/12. maddesi gereğince itirazı kabil olup temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve itiraz merciince de bu hususta mahallinde karar verildiği anlaşıldığından, anılan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince Reddiyle, incelemenin suça sürüklenen çocuklar … ve … ile sanık … haklarında basit cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyet; suça sürüklenen çocuk … hakkında basit cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli yağma suçlarından kurulan mahkumiyet; sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet ve sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat hükmünün vekalet ücretiyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanık … müdafisinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararını vekalet ücreti yönünden temyizine ilişkin yapılan incelemede;

Sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda tehdit ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi karşısında, sunulan vekalet hizmeti bölünemeyeceğinden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan, sanık … müdafisinin yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddiyle hükmün ONANMASINA,

Suça sürüklenen çocuklar … ve … ile sanık … haklarında basit cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ve suça sürüklenen çocuk … hakkında basit cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli yağma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 102/1, 102/3-d maddeleri gereğince belirlenen 7 yıl 6 ay hapis cezasında aynı Kanunun 62/1. maddesi ile 1/6 oranında indirim yapıldığından 6 yıl 3 ay yerine 5 yıl 15 ay hapis cezasına hükmolunması, suça sürüklenen çocuklar …, …, … ile sanık … haklarında uygulama yapılırken kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cinsel amaçla işlenmesi halinin 5237 sayılı TCK’nın 109/5. maddesinde özel olarak ağırlaştırıcı neden olarak düzenlendiği düşünülmeden, anılan hususun temel cezalarının tayininde gözetildiği belirtilerek hükümler kurulması ve 5237 sayılı TCK’nın 109/3-b maddesi uyarınca arttırım yapılırken cezalarda bir kat arttırım yapılması yerine yarı oranında arttırım yapılması suretiyle cezaların eksik tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış ve sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi ile ilgili olarak 24.11.2015 tarihli, 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamıyla verilen iptal kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.

Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin eleştiriler dışında unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, suça sürüklenen çocuklar …, …, … ile sanık … müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

Sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesine gelince;

Sanığın aşamalardaki istikrarlı savunması ve tüm dosya içeriği nazara alındığında sanık …’in, diğer sanıkların işledikleri kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna azmettiren olarak iştirak ettiğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek müsnet suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

Kanuna aykırı, sanık … müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Sıkça Sorulan Sorular

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Şikayete Tabi midir?

Kişiyi hürriyetinden mahrum bırakma suçunda şikayet şartı aranmaz. Bu suç işlendiğinde savcılık olayı haber alır almaz soruşturma başlatır. Yeterli suç şüphesi oluşturacak delil toplanması durumunda da savcılık makamı iddia makamı sıfatı ile kamu davası açar.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Hangi Mahkeme?

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu kamu davası niteliğine haizdir. Bu suç şikayete tabi değildir ve savcılığın re ’sen soruşturma başlatma yetkisi bulunur. Suçla ilgili görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Adli Para Cezasına Çevrilebilir mi?

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunda suçun alt sınırından ceza verilmesi durumunda ceza ertelemesi yapılabilir. Bu durumda tanığa 2 yıl ve altında süreyle hapis cezası verilmiş olması koşulu aranır.