Cinsel İstismar Suçu ve Cezası – TCK md. 103/1-2-3-4

cinsel istismar suçu ve cezası

Çocuklara yönelik olarak düzenlenen yasadır. Çocuklar kendilerini fiziksel ve ruhsal olarak savunamaz. Cinsel istismar suçu ise çocukların bedenine fiziksel temasta bulunmak ve cinsel davranışlar sergilemek olarak yasa da kısaca tanımlanır.

Cinsel İstismar Suçu Nedir?

TCK 103. Maddesi cinsel istismar suçu tarifini, 15 yaşını tamamlamamış çocuklara karşı işlenen cinsel faaliyetler olarak tanımlamıştır.

15 yaşını tamamlamış ancak birçok yönden algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara yönelik cinsel eylemler de suç sayılmaktadır. 15-18 yaş gurubundaki çocuklara karşı; tehdit, hile ya da irade dışı yapılan cinsel eylemler de bu suç kapsamında değerlendirilir. 

Cinsel İstismar Suçu Türleri Nelerdir?

Çocuğun cinsel istismarı TCK 103. maddesinde kategorize edilmiş ve net olarak tanımlanmıştır. 

Cinsel istismar suçu 

15 yaşını henüz tamamlamamış çocuklara karşı işlenen suçlar bu kapsamdadır. Her türlü cinsel fiilleri kapsamaktadır. 

Cinsel taciz suçu

Bu suça maruz kalan mağdurun yaşının bir önemi yoktur. Fail ile mağdur arasında bedensel temasın olmasına gerek yoktur. Laf atma, sözlü taciz ve bazı bedensel hareketlerle mağdurun rahatsız edilmesi, suçun işlenmesi için yeterli görülür. TCK 105 maddesinde bu suç ayrıntılı olarak tanımlanmıştır.

Cinsel saldırı suçu

Yaşı ne olursa olsun mağdurlara yönelik irade dışı; tehdit yoluyla, cebir kullanarak ve hileyle ya da herhangi bir nedene bağlı olmadan cinsel amaçla bedensel temasta bulunmak, cinsel saldırı suçu olarak tanımlanır. TCK 102 maddesinde bu suç detaylı bir şekilde belirtilmiştir.

Reşit olmayan kimselerle cinsel ilişki suçu

15 ve 18 yaş gurubunda olan çocuklarla ve çocukların rızasıyla cinsel ilişkiye girilmesi durumunda bu suç TCK 104 maddesine göre “reşit olmayanla cinsel ilişki suçu” olarak tanımlanır.

Cinsel İstismar Suçunun Unsurları Nelerdir?

İlgili yasadaki suçun meydana gelebilmesi için bazı unsurların fiilen gerçekleşmiş olması gerekir. Bu suç unsurları aşağıda detaylı olarak anlatılmıştır. 

Sarkıntılık Fiiliyle Çocuğa Karşı İşlenen Basit Cinsel İstismar Suçu

En az ceza gerektiren fiillerden birisidir. Sarkıntılık fiilinde, diğer suç unsurlarında olduğu gibi çocuğun bedenine fiziksel olarak temasta bulunulur. Eğer bedensel temas söz konusu değilse o zaman bu suç cinsel taciz suçuna girer. Mesela yaşı ne olursa olsun kişiye “Yanağından öpmek istiyorum” demek cinsel taciz suçuna girer. Bu eylemi fiziksel olarak gerçekleştirmek ise sarkıntılık fiilini işleme ve cinsel istismar suçunu doğurur. 

Kanuna göre çocuğa karşı yapılmış sarkıntılık eylemi; geçici, yüzeysel ve hafif derecede cinsel davranışlardır. 

Bu eylemin, basit cinsel istismar suçundan farkı, fiilin ani ve kesik bir eylemle gerçekleştirilmesidir. Yani çocuğun bedeninin sömürü aracı olarak kullanılmasıdır. Suça yönelik eylemler bir defa olabileceği gibi, birden fazla da olabilir.

Eğer suç, 15 yaşını tamamlamamış çocuklara karşı işlenmişse, çocuğun rızasının olup olmadığına bakılmaz. 

Çocuğa Karşı Yapılan Basit Cinsel İstismar Suçu

Suçu işleyen kişinin cinsel arzularını tatmin amacıyla çocuğun üzerinde gerçekleştirdiği suç türüdür. Suçun şekli itibariyle cinsel ilişki düzeyine varılmaz. Yalnızca cinsel davranışlar sergilenir ve sergilenen hareketlerin şehvi nitelikte bulunması, suçun gerçekleşmesi için yeterlidir.  

Nitelikli Cinsel İstismar Suçu Nedir?

18 yaşından küçük olan yani kanunen reşit sayılmayan çocuklara karşı işlenen suçtur. Nitelikli cinsel istismar suçu, çocuğun rızası bulunsa bile gerçekleşmiş sayılır ve ilgili yasada belirtilen cezalar uygulanır.

Cinsel İstismarın İspatı

Ceza muhakemesi kanununda, cinsel suçların ispatı üç kategori olarak belirlenmiştir: 

  1. Tanıkların, sanıkların ya da mağdur olanların beyanı,
  2. Fiziksel kanıt. Mesela sanığın gönderdiği cep telefonu mesajı gibi,
  3. Olay mahallinde bulunan deliller. DNA örneği, kan lekesi ve sosyal medya kanıtları gibi…

Yukarıda sayılan bu üç delilin ortaya çıkması halinde cinsel istismarın ispatı durumundan söz edilebilir. Yine mahkeme yalnızca mağdurun beyanına göre karar vermez. Tüm delilleri, mağdurun beyanı ile birlikte değerlendirir. 

Cinsel İstismar Suçu Cezası Nedir?

İşlenen suçun niteliğine göre verilen cezalarda farklı olmaktadır. Cinsel istismar suçunda, suç unsurlarının gerçekleşme durumuna göre, aşağıdaki cezalar söz konusudur. 

Çocuğa karşı işlenen basit cinsel istismarın cezası

Reşit olmayan çocuklara karşı işlenen basit cinsel istismar suçunun cezası TCK 103/1 birinci cümleye göre 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıdır.

Eğer suç sarkıntılı şeklinde işlendiyse 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası verilir (TCK madde 103/1)

Eğer mağdur 12 yaşını tamamlamamış ise basit cinsel istismar suçunda 10 yıl, suçun niteliğinin sarkıntılık olması durumunda 5 yıl ceza söz konusudur (TCK madde 103/1 üçüncü cümle)

Reşit olmayan çocuğun bir başka reşit olmayan çocuğu karşı cinsel istismar suçu işlemiş olması, mağdur olan çocuğun velisinin ya da vasisinin şikayetine tabidir (TCK madde 103/1 ikinci cümle).

Nitelikli cinsel istismar suçunun cezası

  • Eğer suç birden fazla kişi tarafından işlenmişse (TCK madde 103/3-a),
  • İnsanların toplu olarak bir arada bulunduğu yerlerden yararlanılarak işlenmesi halinde (TCK madde 103/3-b),
  • Üçüncü derece yakın akrabalar tarafından işlenmişse (TCK madde 103/3-c),
  • Çocuğun vasisi, özel eğitmeni, bakıcısı, koruyucu ailesi, sağlık hizmeti veren kuruluşların sorumluluğu altında suç işlenmişse (TCK madde 103/3-d),
  • Kamu görevlilerinin nüfuslarını kötüye kullanmaları suretiyle suçu işledikleri zaman (TCK madde 103-3-e),

Ceza yarı oranında artırılır.

Basit Cinsel İstismar Suçlarının Silahla ya da Tehdit Yoluyla İşlenmesinin Cezası

TCK 103/4’e göre 15 yaşını henüz tamamlamamış çocuklara yönelik olarak; silah, bıçak, sopa gibi aletlerle basit cinsel istismar suçunun işlenmesi halinde, faile verilen ceza yarı oranında artırılır. Eğer bu suç bir kamu görevlisi tarafından işlenmişse, suçun cezası yine yarı oranında artırılır. Yani TCK madde 103-3-e’ye göre verilen ceza yarı oranında artırılır ve üstüne TCK 103/4’te verilen ceza eklenir.

Cinsel İstismar Suçunun İşlenmesinden Dolayı Kasten Yaralama, Mağdurun Bitkisel Hayata Girmesi ya da Ölmesi Halinde Verilen Cezalar

Cinsel istismar suçu sonucunda mağdur; ağır şekilde yaralanmışsa, bitkisel hayata girmişse ya da ölümü gerçekleşmişse, TCK madde 103/5’e ayrıca kasten yaralama suçu hükümleri uygulanır.

Eğer mağdur bitkisel hayata girmişse ya da ölmüşse TCK madde 103/6’ya göre ağırlaştırılmış müebbet cezasına hükmolunur.

Nitelikli Cinsel İstismar (Tecavüz) Suçunun Cezası

Kanunda bu suç tecavüz olarak tanımlanır. Mağdurun vücuduna yani anal ya da oral yoldan ya da vajinaya sert bir cisim sokulması suçunun gerçekleştirilmesidir. Reşit olmayan çocukların vücuduna sayılan ya da sayılmayan diğer sert cisimlerin sokulması tecavüz suçu kapsamına girmesi için yeterli nedendir. 

İlgili yasa maddesinde yabancı cisim olarak suçu işleyen failin parmağı bile suç unsuru sayılmıştır. Mağdurun kadın ya da erkek olmasının hiçbir önemi yoktur. Vücuda yabancı cisim sokulması suçunu işleyen fail olabildiği gibi üçüncü bir şahıs da olabilir. Mağdurun suça alet edilmesi de suç unsuru olarak sayılmıştır. 

Fail Mağdurun Yaşı Konusunda Yanılmışsa

Fail kişi cinsel ilişkiye girdiği kişinin yaşı konusunda yanılmışsa ya da hataya düşmüşse, 5237 sayılı TCK’nın 30. Maddesinin birinci fırkasında belirtilen, mağdurun yaşı ile ilgili olan hatasından yararlanacak ve ceza almayacaktır. Yani kasten hareket etmediğin ispat etmiş olacaktır. 

Sonuç olarak 5271 sayılı CMK’nun 223. Maddesinin ikinci fırkasının (c) bendi doğrultusunda beraatine karar verilecektir. Ancak yaş konusunda hata yapıldığına dair failin avukatının itiraz etmesi ve mahkemede bu konuyu belirtmesi gerekir. 

TCK 103 ve diğer cinsel istismar suçu ile ilgili güncel mevzuatı, https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5237.pdf bu bağlantıdan öğrenebilirsiniz.

Cinsel İstismar Suçu için Hangi Mahkemeler Görevlidir?

Cinsel istismar suçu ile ilgili davalara asliye ceza mahkemeleri bakar. Asliye ceza mahkemeleri sarkıntılık suçu hakkında yargılama görevini yerine getirir. Sarkıntılık suçu dışında işlenen tüm cinsel istismar suçlarının yargılanması görevi, ağır ceza mahkemeleri tarafından gerçekleştirilir.

Cinsel İstismar Suçu Şikayet Süresi ve Zaman Aşımı Süresi Nedir?

Mağdur olan kişinin velisi ya da ondan sorumlu olan kişi, şikayet hakkını en fazla 6 ay içerisinde kullanmalıdır. Ya da belirli nedenlerden dolayı şikayetten vazgeçilebilir. Soruşturma ya da ceza davası açıldıktan sonra şikayet hakkı kullanılabilir. Bu durumda mahkeme kovuşturmaya gerek olmadığına dair kararını verir. Bu aşamadan sonra tekrar şikayet hakkı kullanılamaz. 

Çocuklara karşı işlenen cinsel suçlara ait davaların zaman aşımı 15 yıldır. 

Cinsel İstismarda Erteleme ve Hüküm Açıklanmasının Geriye Bırakılması

Reşit olanlara karşı işlenen suçlarda ceza, adli para cezası olarak uygulanabilir. Ancak çocuklara karşı işlenen suçlarda adli para cezasına çevirme kesinlikle söz konusu değildir. 

Mahkeme tarafından ceza, infaz kurumlarında infaz edilmeden ertelenebilir. Ancak bu erteleme bazı şartlara bağlıdır. Çocuğun cinsel istismarı suçunda erteleme söz konusu değildir. 

Reşit olan kişilere karşı işlenen suçların cezasının hükmü geriye bırakılabilir. Suçu işleyen hakkında denetimli serbestlik verilebilir. Bu süre zarfında suç işlenmemesi ve denetim koşullarının yerine getirilmesiyle, dava düşebilir. Ancak reşit olmayan çocuklara karşı işlenen suçlarda, denetimli serbestlik uygulaması gerçekleştirilmez. 

Cinsel İstismar Suçu Yargıtay Kararları

Aşağıda, cinsel istismar suçu hakkında verilmiş bazı Yargıtay Kararlarının örnekleri üzerinden yapılan alıntıları bulacaksınız. 

“YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ E. 2010/4312 – K. 2011/659 – T. 14.2.2011 

DAVA : Ruh sağlığını bozacak ve zincirleme biçimde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın yapılan yargılanması sonunda; atılı suçtan mahkümiyetine dair, İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 16.09.2009 gün ve 2008/323 Esas, 2009/401 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık ve müdafii tarafından istenilmiş ve ayrıca tayin edilen ceza süresine göre re’sen de temyize tabi olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: 

KARAR : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Nitelikli cinsel istismar eylemi neticesinde mağdurenin 5237 sayılı TCK.nun 103/6. maddesi anlamında ruh veya beden sağlığının bozulup bozulmadığının Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 7 ve 23. maddelerine göre teşekkül etmiş ilgili İhtisas Kurulundan alınacak raporla saptanması gerektiği gözetilmeden, yetersiz raporlara dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi, Onbeş yaşından küçük mağdureye karşı cebir ve tehdit kullanılarak zincirleme biçimde işlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun temas ettiği TCK.nun 103/2, 103/4, 103/6, 43 ve 62. maddelerinin bu sıra dahilinde uygulanması suretiyle cezanın belirlenmesi yerine, doğrudan 103/6. madde uygulanarak 61. maddeye aykırı davranılması, 17.09.2008 tarihli duruşmada okunduğu belirtilen mağdureye ait doğum kaydının denetime olanak sağlanması için dosyaya konulmaması, 

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık, sanık müdafii ve re’sen temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Bir başka Yargıtay kararı: 

YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ E. 2008/9274 – K. 2009/11139 – T. 6.10.2009 

DAVA : Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanık M. K.’ın yapılan yargılanması sonunda; eyleminin cinsel taciz suçunu oluşturduğunun kabulü ile mahkümiyetine dair, Tarsus Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.01.2007 gün ve 2006/312 Esas, 2007/22 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C. Başsavcılığının tebliğnamesiyle Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: 

KARAR : Mağdurenin aşamalardaki beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın vaki eylemlerinin mağdurenin ailesinden ayrılmasına neden olmadığı, buna karşılık sanığın aile içi ilişkiden kaynaklanan nüfuzunu kötüye kullanmak suretiyle eylemini gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı, bu itibarla 5237 sayılı Yasanın 105/1. maddesi gereğince hüküm kurulup aynı Yasanın 105/2. maddenin 1. cümlesi gereğince artırım yapılması gerekirken 105/2. maddesinin 2. cümlesi gereğince doğrudan hüküm kurulması, 

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321 maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.