Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davası

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davası

Evliliğin temeli, sevgiye ve saygıya dayanır. Çiftler arasında sevgi ve saygının olması durumunda geçim de olur. Şiddetli geçimsizlik durumu ise, çiftler arasında sevgi saygının bitmesi anlamına gelir.  

Şiddetli geçimsizlik, evlilik birliğinin bozulması ve sevgi saygının bitmesinin bir sonucudur. 

Medeni Kanunda evlilik birliğinin bozulması konusu işlenmiş ve neler yapılması gerektiği detaylı bir şekilde anlatılmıştır. 

Şiddetli Geçimsizlik Ne Demek?

Evlilik birliğini sağlayan unsurların ortadan kalkmasıdır. Çiftler açısından evlilik çekilmez hale gelir ve devamının sağlanması da mümkün değildir. Bu gibi durumlarda çiftlerden birisi şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açabilir. 

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Şartları Nelerdir?

Medeni kanun madde 166’da evliliğin temelinin sarsılması şartları açık bir şekilde belirtilmiştir. 

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Şartı

Genel anlamda eşler arasında sevgi bağının yok olması, evlilik temelinin sarsılması anlamına gelir. Ayrıca duygu ve düşünce birliğinin ortadan kalkması da Medeni Kanuna göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılması anlamına gelmektedir. 

Ayrıca medeni kanunda bu şart, bazı eylemlerin gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bu eylemler: 

  • Eşler arasında; psikolojik, ekonomik ve fiziksel şiddetin oluşması,
  • Aileye karşı ilgisizliğin ortaya çıkması,
  • Eşlerden birisinin alkol bağımlısı olması ya da aileyi ihmal edecek derecede alkole düşkünlük,
  • Dışarıdan evliliğe müdahalede eşlerden herhangi birisinin tepkisiz kalması,
  • Eşe hakaret dolu sözler sarf etme,
  • Eşlerin ailelerine hakaret etmesi ve hakaret olmasına karşın tepkisiz kalmaları,
  • Eşlerin birbirlerine sevmediklerini ve boşanmak istediklerini söylemeleri,
  • Eşlerin saygısız ve agresif davranışlar sergilemeleri,
  • Aile sırlarının üçüncü kişilere söylenmesi,
  • Cinsel ilişkide bulunmama ya da iktidarsızlık sorunu,
  • Eşlerden birisinin kumar bağımlısı olması,
  • Evliliğe olan güveni sarsan ve sadakat şartlarına uymayan davranışların sergilenmesi.

Olarak sıralanabilir. 

Eşlerin zamanla değişmesi ve bu durum sonucunda çatışmaların doğması da evlilik birliğini sarsar. 

Ortak Yaşanan Hayatın Çekilmez Hale Gelmesi Şartı

Evlilik demek, iki karşı cins arasında ortak bir hayatın kurulması anlamını taşır. Ortak yaşanan hayatta sorunlar meydana gelmesi ve evlilik ortaklığının bozulması durumu, genelde boşanmayla sonuçlanır. 

Ortak hayatta gerçekleşmesi gereken sorumluluklar yerine getirilmez. Bu durum ise evlilik kurumunun devamını zorlaştırır ve bir noktada devam ettirilmez hale getirir. 

Kusur Durumu Şartı

Ortak hayatın çekilmez hale gelmesi şartını her iki taraf birden de sağlamış olabilir. Bu durumda mahkemede kusuru durumu şartı aranır. Hangi taraf daha ağır kusurlu ise diğer tarafın boşanma davasına itiraz hakkı doğar. 

TMK madde 166/2’de eşlere ait olan kusur oranı detaylı bir şekilde açıklanmıştır. 

Ancak itiraz hakkı boşanma davasının bitirilmesine yönelik değildir. 

Şiddetli Geçimsizlik Boşanma Davalarında Kusur

Bu tür davalar çekişmeli boşanma davası olarak adlandırılır. Çekişmeli boşanma davalarında, taraflardan birisinin kusuru aranır. Yani tek başına dava açılması yeterli olmamaktadır. 

Tarafların kusurları ispat yükümlülüğü vardır. Taraf kusurları ise aşağıdaki gibi tanımlanır. 

Kusursuz Eş

Taraflardan birisinin hiçbir kusuru yokken, diğer taraf kusurludur. Bu durumda davayı açan eş kusurlu ise, açtığı dava reddedilir. Ancak evlilik birliğinin devamı mümkün olmadığından yine de iki taraf resmen boşanmış sayılır. 

Az Kusurlu Eş

Eşlerden birisinin az da olsa kusuru varsa ve bu durum ispatlanırsa, hakim şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanılmasına karar verebilir. 

Daha Fazla Kusurlu Eş

Eşlerden birisi diğerinin daha fazla kusurlu olduğunu iddia eder ve boşanma davası açarsa, ispat etme yükümlülüğü vardır. Kusur durumunu ispat ettiği takdirde boşanma kararı verilebilir. 

Şiddetli geçimsizlik olduğu halde, az kusurlu olan eş davanın reddedilmesini isterse, evliliğin kendisi ve çocukları açısından sürdürülmesi gerektiğini ispatlaması gereklidir. Yani çocukların psikolojisini etkilemesi ve ekonomik nedenleri ileri sürebilir ve ispatlayabilir. 

Eşit Kusur Durumu

Her iki tarafın da eşit derecede kusuru varsa hakim, şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmaya hükmedebilir.

Tamamen Kusurlu Olma Durumu

Eğer eşlerden birisi tamamen kusurlu ise ve boşanma davası açmışsa, dava reddedilir. Ancak eşin tamamen kusurlu olduğunun anlaşılması gerekir. Davanın reddedilmesinin nedeni ise kusurdan dolayı hak elde etmenin yasaya aykırı olmasıdır. 

Evlilik Birliğini Temelden Sarsan Nedenler

Medeni kanuna göre, evlilik birliğinin temelden sarsan nedenler belirlenmiştir. Bu nedenleri sıralayacak olursak: 

Fiziksel Şiddet

Eşlerden birisinin diğerine şiddet uygulaması kesin olarak boşanma nedenidir. Darp, dayak, cebir uygulama ya da itekleme gibi şiddet unsurları, fiziksel şiddet olarak değerlendirilir. Eşlerden birisi saydığımız bu hareketleri affederse, boşanma davası açılsa bile reddedilir. 

Ekonomik ve Psikolojik Şiddet Uygulanması

Eşlerden birinin diğerine, ekonomik ve psikolojik şiddet uygulaması, boşanma nedenidir. Ekonomik şiddet kavramı, eşlerin ekonomik gücünü birbirlerine karşı kullanmalarını ifade eder. 

Statüsünü eşine karşı bir üstünlük aracı olarak kullanma, ondan üstün olduğunu belirtme ve bu suretle sürekli olarak eşi aşağılama, psikolojik baskı olarak nitelendirilir. 

Aile Kurumuna Karşı İlgisizlik

Eşlerin birbirlerine ya da çocuklarına karşı ilgisiz davranmalarını ifade eder. Ayrıca ailenin ihtiyaç durumunda birbirlerine destek olmaması da aile kurumuna karşı ilgisizliktir. 

Alkol Bağımlılığı

Sürekli olarak içki içme durumu aileyi ihmal derecesine varmışsa, kesin olarak boşanma nedenidir. Alkol bağımlılığı olan taraf, sorumluluklarını yerine getirmiyor demektir. 

Ailelerin Evliliğe Müdahalesi

Taraflar, ailelerinin evliliğe müdahale etmesine izin vermemelidir. Taraflardan birinin ailesinin evliliğe müdahalesi varsa ve diğer taraf da bu duruma sessiz kalıyorsa, bu durumda evlilik kurumunda sorunlar ortaya çıkacaktır. Sonuç olarak da evlilik kurumu temelinden sarsılacaktır. 

Hakaret Etme

Evlilik, tarafların birbirlerine saygı duymasını gerektirir. Eşlerin birbirlerine hakaret etmesi, saygı çerçevesi içerisinde değerlendirilemez. Hakaret de bir tür psikolojik şiddettir. Devamlı olması halinde evlilik kurumu sürdürülemez hale gelir. 

Ailelerin Eşlere Hakaret Etmesi

Taraflardan birinin ailesinin diğerine hakaret etmesi ve diğer tarafın bu duruma sessiz kalması, şiddetli geçimsizlik olduğunun göstergesidir. 

Eşlerin Birbirlerine Sevmediklerini Söylemeleri ve Boşanmak İstediklerini Belirtmeleri

Sevgiye dayalı olan evlilik kurumunu derinden sarsan, hatta sonuç diyebileceğimiz eylemlerdir. Eşlerin birbirlerine sevmediklerini açıkça söylemeleri, evlilik kurumunun bittiğinin göstergesidir. 

Saygısız ve Agresif Tutumların Sergilenmesi

Karşılıklı anlayışın ve sevginin sürekli olması gereken bir kurum olan evlilik kurumunu derinden sarsan psikolojik şiddettir. Agresif davranışlar insan ruhunda onarılmaz yaralar açar. Özellikle toplum içinde eşlerden birisinin, diğerine saygısız ifadeler ve davranışlarda bulunması gibi…

İftira Atma

Eşlerin birbirlerine gerçek dışı söylemlerde bulunması, iftira suçunu ortaya koyar. Kanuna göre bu tip davranışlar, evlilik kurumunun bittiğinin işaretidir. 

Bağımsız Konut

Erkek eşin yükümlülüklerinden birisi de, ailesinin rahat bir ortamda yaşamasını sağlamaktır. Ayrı bir ev açmak bunlardan birisidir. Ülkemizde yakın zamana kadar yaygın olarak sürdürülen eşlerden birisinin evinde kalma geleneği, artık terk edilmiştir. Ama az da olsa devam ettiğini söyleyebiliriz. Aileye bağımsız konut sağlayamama durumu aynı zamanda aile birliğinin de sağlanamaması anlamına gelir. 

Aile Sırlarının Anlatılması

Evlilik sırlarının, taraflardan birisi tarafından üçüncü kişilere aktarılması uygunsuz bir davranıştır. Genellikle bu gibi durumlar öğrenildiğinde eşler arasındaki aile birliğinin bozulmasına yol açar. 

Cinsel İlişkiye Girememe Sorunu

Kadınlarda cinsel ilişkiden kaçınma, erkeklerde ise cinsel iktidarsızlık sorunu, acil olarak çözülmesi gereken sorunlardır. Çünkü bu sorunların devam etmesi halinde evlilik kurumunun sürdürülemeyeceği açıktır.

Kumar Sorunu

Evlilik kurumunu sonlandıran en önemli kavramdır. Ülkemizde kumar yüzünden birçok yuva dağılmaktadır. Kumar ekonomik olarak kişiyi ve ailesini bitirir. Kumar oynayan eş, ailesinin asgari geçimini bile sağlayamayacak hale gelir. 

Güveni Sarsıcı Davranışlar

Aldatma ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar, en çok karşılaşılan boşanma nedenleridir. 

Yargıtay uygulaması da aşağıdaki davranışları, güven sarsıcı ve sadakat yükümlülüğüne aykırı kabul etmektedir: 

  • Eşlerin sürekli olarak geç saatlere kadar dışarıda olması,
  • Eşlerden birisinin kendisine ilgisi olan birisiyle, sosyal arkadaşlık amacıyla olsa da vakit geçirmesi,
  • Eşlerin gittikleri yer hakkında yalan söylemeleri,
  • Eski eş ya da sevgiliyle görüşülmesi,
  • Kadın eşin bakire olmadığını gizlemesi,
  • Eşlerin birbirlerinden habersiz, üçüncü şahıslara borç vermeleri ya da kredi çekmeleri,
  • Her iki tarafın da hakkı olan taşınmazların, taraflardan birisinin diğerinin haberi olmadan başkasına devretmesi,
  • İnternet üzerinden eşlerden birisinin duygusal ilişki kurması,
  • Eşlerin karşı cinsleriyle telefon üzerinden ya da Whatsapp gibi uygulamalardan sürekli olarak görüşmeleri.

Boşanma Davasının Sonuçları

Kadın ve erkek açısından boşanma davasının sonuçları vardır. Kanuna göre kadının ve erkeğin durumu ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Bu durumlar aşağıda sıralanmıştır: 

Kadının Durumu

Evlilik sözleşmesinin sona ermesi boşanma anlamına gelir. Boşanma durumunda kadın, bekarlık soyadını alabilir. Ayrıca kadın kişisel durumunu koruyabilir. Eğer kadın kocasının soyadını taşımayı istiyorsa ve bu durumun kocaya herhangi bir zarar vermeyeceğini ispatlarsa, kocanın soyadını kullanmaya devam edebilir. 

Ancak erkek eş, koşulların kendisi açısından değişmesi halinde bu kararın kaldırılmasını isteyebilir. 

Çocukların Velayeti

Çocuğun velayeti, çocuğun üstün yararı esasına göre belirlenir. Yani çocuğun; yeme, içme barınma, güvenlik ve eğitim gibi ihtiyaçlarını hangi taraf daha iyi karşılayabiliyorsa, çocuğun velayetini o taraf alır. 

Mahkeme belirli aralıklar belirleyerek, çocuğun velayetini alamayan tarafın, çocuğu görmesine izin verir.

Ayrıca mahkeme çocuğun velayet kararını vermeden önce, uzman pedagoglar eşliğinde çocuğu dinler ve görüşünü sorar. Yargıtay kurumuna göre bir çocuğun idrak yaşı 8 ve üzeridir. Yani bu yaşın üzerinde olan bir çocuğun dinlenmeden, velayet kararı verilmesi mümkün değildir. 

Maddi ve Manevi Tazminat

Çekişmeli boşanmadan dolayı, maddi ve manevi olarak zarar gören taraf, diğer taraftan tazminat isteyebilir. Tazminat isteyebilmesi için tarafların mahkemeyi kazanmış olmaları gerekir. 

Ayrıca davayı kazanan tarafın, dava sonucunda maddi ve manevi olarak yıprandığını ya da zarar gördüğünü ispatlaması gerekir. 

Yoksulluk ve İştirak Nafakası

Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme tehlikesi olan tarafa, yoksulluk ve iştirak nafakası bağlanabilir. Genelde bu taraf bizim ülkemizde kadınlar olmaktadır. Maddi gücü bulunmayan taraf, maddi gücün olan taraftan, gücü nispetinde nafaka talep edebilir. 

Nafaka yükümlülüğünde kusura aranmaz. Yani maddi durumu olmayan taraf, mahkemeyi kazansa bile nafaka almaya hak kazanabilir. 

İştirak nafakası, Medeni Kanun madde 182/2’de düzenlenmiştir. Tazminat ve nafaka talebi, boşanma davasından 1 yıl sonrasına kadar geçerlidir. Eğer taraflar 1 yıl sonrasına kadar nafaka ya da tazminat talebinde bulunmamışlarsa, daha sonradan dava açsalar bile kazanamazlar. 

Mal Paylaşımı

Boşanma davalarının en çetrefilli konularından birisi de mal paylaşımıdır. Mal paylaşımı, boşanma davası sonuçlandıktan sonra hakim tarafından karara bağlanır. Karar verilirken de kanunda belirlenen esaslara göre hareket edilir. 

Mesela önceden edinilen mallar, paylaşım konusu edilmez. Evlilikten sonra edinilen mallar dava konusudur. 

Mal paylaşımı yapılırken öncelikle her iki taraf da kendilerine ait olan malları alırlar. Daha sonra evlilik içerisinde edinilen mallar yarı yarıya paylaştırılır. 

Medeni kanun hakkında daha fazla bili için, https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf bağlantısını inceleyebilirsiniz. 

Örnek Yargıtay Kararları

Aşağıda, şiddetli geçimsizlik nedeniyle daha önceden sonuçlanmış boşanma davalarının, Yargıtay kurumuna taşınması ve Yargıtay kurumunun vermiş olduğu kararlardan bazı örnekler verilmiştir. 

T.C. YARGITAY
2.Hukuk Dairesi
Esas: 2005/13779
Karar: 2005/17993
Karar Tarihi: 03.10.2005

(4721 S. K. m. 166)

Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz eden Y…. E….. vekili Av. İ…. E…. ve karşı taraf G…. E…. vekili Av. İ…. E….geldi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Karar: Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının aşırı kıskançlık gösterdiği, eşine ağır hakaretlerde bulunduğu ve aşırı şekilde alkol aldığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

Sonuç: Davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 450 YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.”

Bir başka Yargıtay kararında: 

T.C. YARGITAY
2.Hukuk Dairesi
Esas: 2005/5890
Karar: 2005/8164
Karar Tarihi: 24.05.2005

(4721 S.K. m.166,197,206)

Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: 1- Toplanan delillerden davacı kocanın sadakatsiz davranışlarına karşın, davalı kadının da eşine sürekli olarak “p…k, ş…z, Allah belanı versin, boynun altında kalsın” şeklinde hakaretlerde bulunduğu anlaşılmaktadır.

Dava, boşanmaya ilişkin olup, davalı iddianın yerinde olmadığını savunmuştur. Toplanan delillere göre davalının, devamlı olarak davacıya kişilik haklarına ağır saldırıda bulunduğu gerçekleşmiştir. Bu haksız tutum ve davranış karşısında davacı için boşanma davası açmak hakkı doğmuştur. Davacının sadakatsiz hali mahkemece ağır kusur sayılarak dava reddolunmuştur. Oysa davacının sadakatsiz davranış içinde olması davalının ona mütemadi suretle saldırıda bulunmasına hak vermez. Davanın bu sebeple reddi, neticesi bakımından davalıya bundan sonra davacıya saldırma imkanı verir. Böyle bir düşünüş bizzat ihkakı hakka imkan vermek sonucunu doğurur. Olayda bir tarafın kusurunu diğerinden ağır kabul etmek mümkün değildir. Evlilik birliği temelinden sarsılmış ( TMK. md.166/1 ) olup, iki taraf yönünden de devamı beklenemez. Bu itibarla boşanma kararı verilmesi gerekirken davanın yetersiz gerekçe ile reddedilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.

2- Kocanın bir başka kadınla yaşamak üzere evi terk etmesinden sonra kadının da ortak konutu terk edip, çocuklarıyla beraber D….r’a ailesinin yanına gittiği halen de burada yaşadığı anlaşılmaktadır. Davalı kadının ayrı yaşamakta haklılığı bu nedenle kabul edilmelidir. Türk Medeni Kanununun 197. madde koşulları oluşmuştur. Kadının bu maddeye dayanarak açtığı davanın kabulü ile yararına uygun nafaka takdiri gerekirken yazılı şekilde ret hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

3- Davalı-davacı kadın, Türk Medeni Kanununun 206. madde uyarınca yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin mal ayrılığına dönüştürülmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece bu konuda taraf delilleri toplanıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Hükmün 1.bentte gösterilen nedenle davacı koca yararına, 2. ve 3. bentlerde gösterilen nedenlerle davalı kadın yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre temyize konu diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.”

Konuyla ilgili, boşanma davasında maddi ve manevi tazminat bağlantıdaki yazımızı da okumak isteyebilirsiniz.

Daha detaylı bilgi için İstanbul boşanma avukatımızdan bilgi alabiliriniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Bu tür davalar genel olarak 1-1,5 yıl aralığında sonuçlanır. Daha uzun süren boşanma davaları da vardır. Davanın sonuçlanması; adli tatile girilmesi, hakimin izinli olması ve iş yoğunluğuna göre farklılık gösterir.
Eşlerin artık evlilik kurumunu yürütemeyecekleri aşamada, şiddetli geçimsizlik söz konusudur. Davanın kabul görebilmesi için şiddetli geçimsizlik şartlarının yerine gelmiş olması ve ispatlanması gerekir.
Evlilik kurumuna dair sorumlulukların yerine getirilmemesi nedenlerden birisidir. Eşlerin birbirlerine ya da çocuklarına şiddet uygulaması, psikolojik ve ekonomik baskılar da şiddetli geçimsizlik nedenleri arasındadır. Ayrıca kumar ve içi gibi alışkanlıklarda bu kategoride sayılır.
Erkek ya da kadın fark etmeksizin, taraflardan birisinin boşanmak istememesi durumunda, çekişmeli boşanma söz konusudur. Hakim tüm ispatları değerlendirir ve tarafların boşanıp boşanmamalarına karar verir.
Evlilik kurumunun temellerinin derinden sarsılması durumunda, şiddetli geçimsizliğe bağlı olarak boşanma davası açılır.